Neden Yaşıyoruz?

Dünyaya geldiğimiz an, ilk nefesimizi içimize çekip ciğerlerimizin yanmasıyla hissettiğimiz fakat hatırlayamadığımız an başlayan maceramız. Neden nefes aldığımız o ilk anı hatırlayamıyoruz? Tabii ki bilimsel izahı mevcut fakat demek istediğim şu:

Neden hayatımızın dönüm noktası olan bu olayı beynimiz yeterince güçlü kodlayamıyor? Eğer kodluyorsa, neden belleğimizden geri çağıramıyoruz? Çok ilginç, değil mi?

Hayat mucizevi bir varoluş mu yoksa rastgele geldiğimiz bir yer mi? Gerçeklikten ölüme giden bu süreçte disipline olup “sonrasına” mı hazırlanmalıyız yoksa elimize geçirdiğimiz bu “fırsatı” sonuna kadar kullanmalı mıyız?

Harcadığımız her an, nefes aldığımız müddetçe var olduğumuzu bildiğimiz her saniye bizi hızla sona doğru götürmekte. Bilincimiz varoluşu an be an sorgularken kendisine ne kadar kulak veriyoruz muamma. Elimizdeki “en kesin kanıt” şu an yaşadığımız gerçeklik. Bilmediklerimize olan inançlarımızın bizi haritada nereye doğru götürdüğünü ancak “yaşayarak” öğreneceğiz.

Yaşamın olduğu yerdeki tek gerçeklik, her varlığın tadacağı ölüm. İnancım gereği ölümden kaçış olmadığı olgusunu kabul ediyorum. “Ölümsüzlük” kavramı çok uzaklarda benim için. Fakat insanoğlu her şeye rağmen o hayalin peşinde kendi tarihi boyunca koştu, debelendi, çabaladı. Bu dünyada kalıcı olmanın formülünü bulamadı.

Bazılarımıza göre burası bizim için “iki kapılı han”. Gidiyoruz gündüz gece. Uzun ince bir yolda ilerlerken sessizce, varacağız ebedi hayatın kapısına istemsizce. Dediğim gibi, bilemediğimiz şeylere inanç yoluyla bağlı kalabiliriz. Bilseydik sınav sayılır mıydı? Sanmam.

Yıllardır bu hayattayız, bu hayata kattığımız, kendi hayatımıza kattığımız neler var diye düşündüğümüzde boş kümeden öteye gidemiyorsak ikramiye çıkmış piyango biletini kaybeden adamdan farkımız yok demektir. Tabi bu bilet herkes için ikramiye anlamına gelmiyor. Kimilerine amorti çıkıyor, kimileri ise o bileti aldığına dahi pişman oluyor. Gerçek olan tek şey ise biletin kendisi.

Çok fazla soru var. Cevaplarını bulmanın belki bir ömür süreceği bir yolculuk bu. Sormadan bilemeyiz, bilemeden yaşayamayız. Zevklerimiz peşinde koştuğumuz hayatımızı “harcamayı” bırakıp “neden buradayım?” sorusunu sormaya başlamalıyız. Kendimize yaptığımız kötülüklerin haddi hesabı yok. Artık bir iyilik yapmamız gerekiyor kendimize. Yapabileceğimiz en büyük iyilik ise hayatımızı “yaşamaya” başlamamız.

Sevgilerle.

Son Yazılar

1991 Çorum doğumluyum. Baba memleketi Osmaniye. Babamın mesleği sebebiyle Türkiye'nin dört bir yanında yaşama fırsatım oldu. Ayvalık'tan Beytüşşebap'a ve oradan Mersin'e uzanan yolda ülkemizin her türlü insanı ile iki kelam edebildim. İlköğretim eğitimimi devlet okullarında, lise eğitimimi ise İçel Anadolu Lisesi'nde aldım. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisiyim. İnsanın çıktığı bu uzun ince bir yolda yükünü pek tutmasını sağlayacak her şey hakkında meraklı fakat tembel bir hayat öğrencisiyim.