Köşe Yazarının Saklı Defteri

2 aydır çeşitli sorunlarla uğraştığımdan dolayı yazamadım. O yüzden bugünkü yazım eskiler kadar olamayabilir sevgili okurlar.

Geçen iki ay bana çok şey öğretti:

Ne olursa olsun, hangi zorluklar karşıma çıkarsa çıksın karamsarlığa asla kapılmamam gerektiğini.

Çevremdeki insanların manevi desteklerinin her zaman en büyük güçlerden biri olduğunu.

Başarıdan sonra gelen mutluluk ve huzurun paha biçilemez olduğunu.

Disiplinin başarıda anahtar rol oynadığını.

Bu dört maddeyi yazmak dünyanın en kolay işi. Fakat bu dört maddeyi yaşamak dünyamı dar etti.

Dünya akıp giderken bir yandan merak duygusuna yenilip olan biteni takip etmek, diğer yandan zorluklarla mücadele etmek ruhumda bölünmüşlük hissini uyandırdı. Günler karışmaya, saatler su gibi akmaya başlarken yetişmem gereken yere çok uzakta hissediyordum. Koşmanın yetersiz geldiğini, uçmam gerektiğini fark ettiğim anda bunun imkansız olduğunu düşünmeye fırsat dahi bulamadan kendimi uçarken buldum. Evet insan azmin kanatlarına kavuşunca içindeki Hezarfen Ahmet Çelebi’yi keşfediyor, durduramıyor.

Günümüzde müslümanların en önemli hatalarından biri her şeyi dua ederek, niyet ederek halletmeye çalışması. Tabii ki niyetin halisi, duanın güzeli önemli. Fakat biz elimizden geleni yapmadan salt duaya yönelirsek sonumuz hüsran olur. Bu konu ile ilgili şöyle bir hadis var:

Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz’in yanına bir Bedevi geliyor. Resûlullah kendisine soruyor:
-Deveni nereye bıraktın?
Bedevi:
-Allah’a emanet ettim.
Resûlûllah kendisine şu cevabı veriyor:
-Evvela deveni sağlam kazığa bağla, daha sonra Allahû Tealâ’ya emanet et.

Evet sevgili okurlarım, önemli olan ameldir. Ameller de niyetlere göredir.

Yazıma son vermeden önce bu yazımın “ağır ironi” içerdiğini belirtmek isterim. Artık gazetelerdeki köşe yazıları resmen “enter yazıları” halini aldı. En çok okunan yazarların yazılarını uzun zamandır takip ediyorum. Bazen öyle yazılara denk geliyorum ki dalga mı geçiyorlar yoksa sabrımızı mı test ediyorlar anlayamıyorum. Aslında okur da halinden memnun. Zihnini yormadan okuma alıştırması yapıyor, bir nevi günü hafif egzersiz ile atlatıp içini rahat tutuyor. Bu yöntem aslında benim içinde rahat bir yöntem. Dikkat çeken bir başlık, birkaç farklı konu, kendimden hikayeler, çıkarılan dersler ve kapanış. Ama bu platformda yazıyorsam, bu işi yapıyorsam hakkını vermek zorundayım. Umuyorum ki halkımız da ileride emek veren yazarların kıymetini daha iyi anlayacak. Sevgilerle.

Not: Uzun süreli ayrılıktan sonra daha düzenli yazma çabası içinde olacağım. Yukarıda bahsettiğim olaylar tamamen gerçektir.

Son Yazılar

1991 Çorum doğumluyum. Baba memleketi Osmaniye. Babamın mesleği sebebiyle Türkiye'nin dört bir yanında yaşama fırsatım oldu. Ayvalık'tan Beytüşşebap'a ve oradan Mersin'e uzanan yolda ülkemizin her türlü insanı ile iki kelam edebildim. İlköğretim eğitimimi devlet okullarında, lise eğitimimi ise İçel Anadolu Lisesi'nde aldım. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisiyim. İnsanın çıktığı bu uzun ince bir yolda yükünü pek tutmasını sağlayacak her şey hakkında meraklı fakat tembel bir hayat öğrencisiyim.