Fransa’da İslam’ın Yeri ve ”Cennet Beklesin” Filmi

Gün geçmiyor ki Fransa, İslam karşıtlığı ile ilgili gündeme gelmesin. Charlie Hebdo saldırıları, daha önce kaleme aldığım haşema krizi, başörtüsü yasağı, uzun etek giydiği için okuldan uzaklaştırılan kız öğrenciler, devlet okullarında yapılan ayrımcılık, faşist tavır ve nefret söylemleri…

Bunlar sadece 21. Yüzyıl Fransa’sı için söz konusu olan olayların birkaçı. İslam karşıtlığı gün geçtikçe kurumsal bir hal almakta, başörtüsü takmak ‘’Nazi kulluğu takmak’’ ile eşdeğer görülmekte.

Bunlardan en son medyaya yansıyanı ise malumunuz,  Paris’te bir lokanta sahibinin Müslüman iki kadına servis yapmayı reddetmesi ve  “Tüm teröristler Müslümandı. Tüm Müslümanlar da teröristtir.” İfadesini kullanarak lokantadan kovması. Olay üzerine kadınlar önce polisi, ardından da İslamofobi ile Mücadele Kollektifi’ne başvuruda bulunarak şikayetçi oldular. Kadın Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Laurence Rosignol, Devlet Irkçılıkla Mücadele Kurumu’na başvuruda bulundu. Fransız lokantacı, “Hava çok sıcaktı, yorgundum, üstelik Bataclan saldırısında bir arkadaşımı kaybetmiştim. Sözlerim düşüncelerimi ve amacı aşan, öfkeyle söylenen sözlerdir. Tüm Müslüman toplumundan özür diliyorum” dese de sonunda olaya ilişkin “ırkçılık ve ayrımcılık” iddiasıyla adli soruşturma başlatıldı.

Fransa’da IŞİD, DAEŞ gibi İslam’la ve insanlıkla asla bağdaşmayacak örgütlerin birçok saldırılar gerçekleştirmesi, Fransa’nın gençlerinden bu örgütlere katılanların sayısının gün geçtikçe artması, Fransa diplomasisini ve toplumunu, buhrana, çelişkili eylemlere ve nefret söylemlerine itmekte.

Tarihte Fransa ve İslam*

Fransız siyasi düşünürü ve tarihçisi olarak Alexis de Tocqueville, Fransa üzerine yaptığı çalışmada, “dünya üzerinde bu kadar çelişkilerle dolu, tüm eylemlerinde bu kadar aşırı giden, ilkelerden çok duygularıyla bu kadar hareket eden bir millet olsa olsa Fransa’da bulunur” der.

Fransa’da devriminden beşinci cumhuriyetin ilanına kadar 170 yıllık süre içinde kurulan rejimleri dikkate aldığımızda bu yargının ne kadar haklı olduğu anlaşılır. Fransa’da bu süre içinde tam 11 rejim kurulmuş ve yıkılmıştır. Bunlardan beşi cumhuriyet, üçü monarşi, ikisi imparatorluk, biri de İkinci Dünya Savaşı esnasında kurulan yarı faşist bir rejimdir. Bu rejimlerin her birinde derin travmalar, iniş ve çıkışlar, bir önceki rejimin uygulamalarıyla taban tabana zıt politikalar hayata geçmiştir. Bir zamanlar “kilisenin en büyük kızı” sıfatına sâhip olan Fransa’nın, devrim sonrasında kilisenin en büyük düşmanına dönüşümü, olsa olsa Fransızların aşırılıklar arasında savrulmaya müsait karakteriyle açıklanabilir.

Fransız halkının bilinçaltında yatan ve fırsatını buldukça gün yüzüne çıkan İslam karşıtlığı, nefret söylemlerinin temelini teşkil edecek unsurlar 1800’lü yıllara kadar uzanmaktadır. Fransızların Müslümanlarla karşılaşmasının tarihi Cezayir’in işgalinden çok eskilere gitse de Fransızlarda Müslümanlara karşı oluşan bilinçaltının büyük ölçüde Cezayir sendromuyla bağlantılı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Cezayir, 1830 yılında Fransa tarafından işgal edilmiş, 1870’te de Fransa’nın bir vilayeti haline getirilmiştir. Ancak Fransa’nın bir vilayeti olmasına rağmen Cezayir kolonilerde geçerli olan politikalardan nasibini almaktan kurtulamamıştır. Fransızlar Cezayir’i laiklik politikaları üzerinden kolonileştirdiler. Bu bakımdan Cezayirliler de laikliği, “yeni haçlıların bir silahı” gibi algıladılar.

Cezayir bağımsızlık savaşının başlamasının en önemli nedeni Fransızların Müslüman kadınlara karşı sergiledikleri tutum olmuştur. 16 Mayıs 1950’de düzenlenen resmi bir tören esnasında Fransız kadınları Cezayirli kadınların başörtülerini başlarından sökerek bu kadınları nasıl medenileştirdiklerini dünyaya göstermeye çalıştılar. Bu olay, Cezayir bağımsızlık savaşının fitilini ateşleyen bir olay oldu. Cezayirliler başörtüsüne yönelik politikayı kendilerini var eden en hassas şeye bir saldırı gibi algılayarak bağımsızlık savaşını başlattılar. Bağımsızlık savaşını başlatan liderlerin önemli bir kısmı dindar bir kimliğe salip olmayan, dolayısıyla belki de özel yaşamlarında başörtüsünü fazla önemsemeyen seküler karakterli insanlardı. Ancak başörtüsü onlar için bir ulusun sembolü, kimliği, bayrağı, var oluş nedeni ve mahremiyetinin kalbiydi. Fransızlar gibi yabancı bir gücün buraya saldırısı onlar açısından kabul edilemezdi. Başörtüsü yaklaşık sekiz yıl süren Cezayir bağımsızlık savaşının sembolü olmuştur. Fransızların savaş boyunca kullandığı sloganlar, “Cezayir’i tesettürden kurtarmak” veya “Cezayir’i medenileştirmek” şeklinde olmuştur. Cezayir cephesinde savaş veren Fransız askerleri bu sloganlarla motive edilmiştir. Nitekim savaşın son yıllarında New York Times gazetesi konuyu “Cezayir’de Tesettür Savaşı” başlığıyla vererek Fransızlarla Müslümanlar arasında tesettür üzerinden süren savaşa dikkat çekmiştir.

Cezayir’de süren sekiz yıllık bağımsızlık savaşının faturası iki taraf için de çok ağır olmuştur. Fransa açısından bakıldığında, iki milyon Fransız askeri bu savaşta yer almış, 35 bin kayıp verilmiştir. Savaşa katılan askerlerin büyük bir kısmında psikolojik sorunlar meydana gelmiştir. Yüz yıl boyunca yoğun asimilasyon ve “medenileştirme” politikaları sonucunda iç içe geçen bir nüfusun birbirinden ayrışmasının beraberinde getirdiği yoğun sorunlar yaşanmıştır.

Bugün Fransa’da yaşayan Müslümanlar bir yandan bu ırkçı bilinçaltı ve sonuçlarıyla, bir yandan da Fransız kurucu düşüncesinin Fransız değerleri üzerinden ürettiği genel politikaların yol açtığı mağduriyet durumuyla karşı karşıyadır.

Medeniyetler çatışması yaşayan Fransa’da bu buhranın gelecek yıllar için artan potansiyeline dikkat çekilmekte.

CENNET BEKLESİN (Heaven Will Wait)

Konu bağlamında sizlere Fransız yapımı, 5 Ekim 2016’da vizyona giren, ”Cennet Beklesin” filminden bahsetmek istiyorum. Filmin konusu; biri 16 diğeri 17 yaşındaki iki genç kızın internet üzerinden başlayan beyin yıkanma sürecini anlatıyor. Yaşanan sorunlara İslami terör ile çözüm bulunabileceğine inanan kızların, geri döndürülmesi filmin odak noktası diyebiliriz.

IŞİD’e giren iki genç kızdan birinin polisin bütün engellerine rağmen bu yola baş koymasını merkeze alıyor. Suriye’ye kaçacakken yakalanan genç kızın ise aile içinde yaşadığı süreç, devlet kontrolünde aldığı psikolojik destekler anlatılmakta. Kızının Işid’e katılması sonucunda Fransa hükumetinin bu mücadelede gereken desteği ve hassasiyeti vermemesini sorgulayan ve ciddi travmalar geçiren annenin, yaşadığı sıkıntıları nasıl göğüslediğini dramatik yönleriyle ele alıyor.

Hayatlarını ayrı ayrı ele alarak, içinde bulundukları duygusal buhran ve anlam arayışı üzerinden Radikal İslam ile tanışmaları, sosyal hayatlarında yaşadıkları değişim, aile içinde yaşadıkları çatışmaları çok güzel anlatıyor. Aslında film izlendiğinde İslam’a neden bu kadar nefret ve kin beslendiğini, politik açıdan değil, anne babaların çocuklarını kaybetme korkusu ve tehlikeden koruma iç güdüsü üzerine işliyor. Radikal İslam’ın gerçek ve yaşanabilir İslam ile bağdaşmadığı ayrımını da yapmakta. Kızlarla sık sık görüşen devlet görevlisinin onları İslam’dan vazgeçirmekten ziyade Radikal İslam’ın aşırı tutumlarını onlara göstermeye çalışması, ailelerine kazandırmaya çalışmasını çok yerinde buldum.

Avrupa’nın en çok Müslüman nüfusuna sahip ülkesi Fransa, yaşadığı olaylar üzerine sinemayı kullanarak insanlara ulaşmaya çalışmış ve farkındalık oluşturma yolunda tarafsızca, politik kaygı gütmeden, nefret söylemleri barındırmadan izlenesi bir film ortaya koymuştur. Herkesin kendi hayatı için farklı çıkarımlar yapacağı, Fransa’da İslam ve İslamafobi olgularını objektif bir gözle izleyebileceği bir film olmuş. Tavsiye ediyorum.

Radikal gruplarca yürütülen bu vahşetin hemen her toplumun kanayan yarası olduğunu unutmamalıdır. Farklılıklarımızın değer olduğunu unutmadan vicdan merkezli davranmanın mahiyetini yüreğimizde hissediyoruz. Çünkü ortak acılar yaşıyoruz.

Selametle.

 

Kaynaklar:

* Yazımın bu bölümünde faydalandığım makale: http://www.libertedownload.com/LD/arsiv/63/04-omer-caha-fransiz-laikliginde-yeni-evre.pdf

Görselin kaynağı: http://www.hdfilmdeposu.com.tr/cennet-beklesin-heaven-will-wait-2016-turkce-dublaj-izle

 

 

 

 

 

 

Son Yazılar

1995 doğumlu. Amasyalı. İlahiyatçı.