Seyir

Yağmurun şekilleri vururken şakaklarıma, ben kendimi yatağımdan aşağıya atıyorum. Sırtım batıyor kanalizasyona, saçlarım pis kokuyor. Ellerim yeni bir ev kurarken toprağın zeminine, ısınmak için sigara yakıyor. Katran ciğerlerim nefesimi dengeye sokamıyor, sendeliyordum. Bu ara bütün hayatım, adımlarım, kelimelerim sendeliyor. Neden kimse yanımda değil. Benim tarafım çok mu baş döndürüyor ya da bakışlarını çıkmaz sokaklara çıkartıyor. Sırtıma bağladığın bu uçurtmayla beni uçuracağını mı zannediyorsun. İpime ağır gelirim ben. Taşıyamaz beni bileklerin, havalandırmaz beni senin rüzgarın, ben böyle de iyiyim. Sen uçurmasan da beni, ben bir akşamüzeri uçarım. Bir ağacın dalına konarım. Karıncaları, denizin kirini, vapurları seyrederim. Sonra bir avcı vurur beni, güzelce paramparça olurum. Kime sorsam, ayakların yere basmıyor dediler. Hiç yorulmadın mı bu hayattan? Sürekli bunun üzerindesin ve sürekli kolların ağrıyor. Tuvalete kendin çıkamıyorsun. Tek başına denizin kokusunu ciğerlerine çekemiyorsun. Hiç bir zaman galata kulesine çıkamayacaksın. Bir kadınla sevişemeyecek-sin. Bir köpeği kendine anlatamayacaksın. Bir kuşun peşinden koşamayacaksın. Gittiğin yerler kısıtlı, özgürce dolaşamıyorsun. Hayatının yarısını orana burana sıkıştırdığın süngerlerden ibaret,

Ne zaman oldu?
Bir ihtimal var mı?
-Neden dediklerini söylemeyeceğim-
Dedi, tekerlikli sandalyem. Beni asansörün bir köşesine bile sıkıştıramayan topluma ne demeliyim sizce? Bu aralar özgürlüğü düşünemiyorum.

Bir akşamüzeri benim sırtıma bağladığın uçurtma beni havalandırmaya kalkıştı. Ben değil ama tekerlikli sandalyem gitmek istemedi. Biliyordu belki de yarı yolda çakılacağını ya da sevmediği bu toplumdan uzaklaşmak istemedi. Tam olarak bilmiyorum ama bir akşamüzeri sandalyem olmadan gideceğim.

Tanrım, özgürlük bizim için esas mıydı?
Ya da biçilmiş kaftan…
Tanrım!
Bakar mısın halime?
Geç kalma
Gelirken
Hissedilmiş iki bacak
Bir yeni kalp al
öptüm

 

Son Yazılar

Güzel bir sohbet için kocaman bir devrim afişi asabilecek yaştaydım