Turizm’ de Kazan Kaynıyor!

2020 yılında beklenmeyen Corona Virüs hastalığı ve piyasaların alt üst oluşu ile yaz sezonuna yaklaşırken en büyük sorunlardan birisi de turizm sektöründe yaşanacağı aşikardır. Her ne kadar ülkemizde hijyen belgesi zorunluluğu, kapasiteleri yarıya düşürme gibi önlemler alınsa da konu insan psikolojisi ve sağlık olunca akan sular duracaktır. Akan sular durduğu gibi turizmde de akan paraların duracağı belli bir gerçek olarak karşımızda öylece durmaktadır. Devlet ne kadar sübvanse etse de mağduriyetler giderilemeyecek büyük açık; sezonun başlaması ile daha da büyüyecektir. Önemli olan sadece turizm sektörü değildir. Sektörden beslenen ileri ve geri besleme kanallarındaki ara firmalar da bu eksikliği fazlası ile hissedecektir. Öngörüler her ne kadar yaza doğru virüsün sona ereceği, kontrol altında olacağını bize söylese de  kayıp daha şimdiden başlamış ve etkisini göstermektedir. Firmalar rezervasyonlarını iptal etmiş veya başka tarihlerde kullanmak üzere dondurmaya başlamışlardır. İptal edilen rezarvasyonlar; alınan avanslar nedeniyle bunları geri ödeme konusunda firma ve otel sahiplerini güç durumda bırakmıştır. Bu sorundan en çok etkilenenler ise mevsimlik çalışan  turizm sektörü çalışanlarıdır.

Türkiye’ de turizm ekonomisi  daha çok Antalya ve Ege civarında  tatil amaçlı, İstanbul- Ankara’da ise kongre amaçlı şekillenmiş olup  ülkemizde turizm çeşitliligi sağlanamamış olması ve bölgelere göre  dağılımın homojen olmaması virüs sonrası turizm verilerinde tekrar toparlanma yaşanmasında da karşımıza çıkacak en büyük engellerden birisidir. Farklı alternatif ve alan yoksunlukları turizm hareketlerinde atılacak adımları ve alternatif yöntemleri kısıtlamaktadır. Bu sorun farklı bir başlık altında ele alınacak kadar önemli ve detaylıdır. Fakat genel olarak temel yapısı itibari ile alternatif yoksunluğu  en çok elimizi bağlayan unsur olarak büyük sorun teşkil etmektedir. Taşıma suyla değirmen nasıl idare edilemezse  devlet destekleri ile de turizm çarkları çevrilmez! Virüs sonrası turizme acil müdahale plânları uygulanmalı, Uluslararası turist akışı  çekilemiyorsa bile iç turizm canlandırılarak açık kapatılmalıdır. Çarklar yağlanmalı, son yıllarda kazanılan turist sayısı tekrar yakalanmalı,  artı unsur olarak turist kalitesi maximum seviyede iyileştirilmelidir. Ayrıca turist verileri revize edilmeli; reel turist ile Gürcistan, Bulgaristan, Yunanistan gibi ülkelerden gelen günübirlik , Almanya’dan gelen Türk turist verileri ayrıştırılmalı gerçek, âri veriler saptanmalıdır. Saptanan bu veriler üzerinden analiz yapılarak  kalite artırıcı turizm alanlarına yönelme politikaları ön plânda olmalıdır. Turizmde talebin virüs sonrası  virüs ile mücadele sırasındaki pozisyonumuz ile doğru orantılı olarak diğer ülkelerden ülkemize kaymalar olması  kaçınılmazdır. Lâkin talebin  karşılığında arzın aynı düzeyde ve kalitede kalması  bir süre  sonra talepteki kaymanın da virüs öncesi duruma dönülmesi olasılığını doğuracaktır. Türkiye’ nin virüsle mücadelesi dünyada takip edilirken virüs sonrası sağlık turizminde olumlu gelişmelerin yaşanacağı sağlık turizminin artacağı da beklenen tahminler arasındadır.

Sonuç olarak Türkiye turizmde potansiyeli yüksek olmasına rağmen düşük verimlilik elde etmektedir. Corona Virüs sonrası turizm beklentileri olumsuz seyretmektedir. Alınan tedbirlerle, düzenlemeler ve önlemler ile turizmdeki büyük kayıp bir nebze olsun engellenmeye çalışılmaktadır. Bu önlemlerin başarısı önümüzdeki dönem tartışılacak ve sonuçları belli olacaktır.

 

– Halit Aydemir

Son Yazılar

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunuyum. Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde İktisat Yüksek Lisans yapmaktayım. Gönüllü faaliyetlerimin yanı sıra şiir ve edebiyatla da ilgileniyorum. Habitat Bireyler için Finansal Okuryazarlık Eğitmeni olarak eğitimler vermekteyim.