Bir Derdim Var Dağlardan Büyük!

Yaşadığımız günlerde artık namuslu, haysiyetli, onurlu bir yaşam mücadelesi veren; kimsenin hakkında gözü olmayan, torpil yapmayan; yaptırmayan. Emeğiyle bir şeyler yapmak isteyen kişi sayısı yok denecek kadar azaldı. Müslüman ve muhâfazakar toplumumuz aslında örnek olması gerektiği bir konuda örnek olmamak adına elinden geleni yapıyor. Helal 5 tl’ nin haram 10 tl’ ye üstün geldiği gerçeğini çoktan unuttu. Yatlarla katlarla süslü hayalleri onları bir yalan alemine soktu. Bu olayın dini bir boyutu var ki;vah ki ne vah halimize! Fakat benim değineceğim nokta daha farklı bir boyutu ve en az dini boyutu kadar önemli bir noktadan bakacağız olaya.

Gösteriş furyası ve sosyal medyadaki statü hırsıyla boyanan gözlerimizden harcama nidâları fışkırırken nasıl olur da aklımıza hak, hakikat, adalet kavramları ve hayatımıza etki eden yönleri gelebilir ki. Her insan kendi kumaşını bilir ve aslında ne olduğunun farkındadır. Şimdi şapkayı  önümüze koyup  çuvaldızı kendimize batıralım, bakalım neler dökülecek heybemizden. Kendimize sorduğumuz sorular kendimizi tatmin ediyor mu? Önce bunun muhasebesini yapalım, daha sonra  başka kapılara bakalım. Şu şöyle yapmış da böyle olmuş hikayelerini unutalım. Ben ne yaptım ve nasıl oldu gerçeğiyle ilgilenmeye başlayalım. Nefsimizi terbiye edip, hikâyemizi temiz ve hakikate uygun yazalım. Eğer bulunduğun noktaya emek vererek haketmeden gelirsen ki; bulunduğun noktada sırıtacaksın. Yapmacık olacak tüm yaptıkların, tutunamayacaksın  bulunduğun noktada. Seni oraya koyan işi bittiğinde veya işine gelmediğinde almasını da iyi bilecek elbet. Nasihat vermeye gelmedim veya öğüt dinletmeye niyetim de yok zaten. Sadece haketmediğin yerde olma diyorum. Olma ki kimse de seni kullanamasın. Bulunduğun yere emeğinle gel ki; kimse seni oradan söküp alamasın. Öyle bir emek ver ki düşmanın bile seni tebrik etmek zorunda kalsın. İşte anlatmak istediğim tam olarak da bu. Kendimizi büyütmek için başkalarını küçültmeyi alışkanlık haline getirmişiz. Toplumsal tedaviye ihtiyacımız var bu konuda. Eğer birisi bizden iyi ise ve bu işimize gelmiyorsa tebrik etmek, takdir etmek yerine karalamak ve rezil etmek üzerine kurulur tüm planlarımız. Kendimizi büyütmeyi değil onları küçülterek büyümüş gibi görünmeyi tercih ederiz. Aslında kendimizi büyütmek daha kolayken zor yollara tevessül ederiz ve bir o kadar da adaletten uzak sokaklara uğrarız. Dedim ya öğüt vermiyorum, derdimi anlatıyorum sadece. Bu benim derdim ve ömrümün sonuna kadar bununla savaşacağım. Hakkım olmayana el uzatmayacak haketmedigim konumda bulunmayacağım. Emek verecek; örnek olacağım. Nasihat vermeye gelince; belki bunları başardıktan sonra onu da yaparım.  Ama şimdi susacağım ve çalışacağım. Bu ülke için hayalim var. Çocuklarımız için; geleceğimiz için bir hayalim var. Kendim için bir hayalim var. Ve ben imkanların sınırını zorlayacağım. Elimden geleni yapacağım bu gençliğe örnek olacağım. Emekle bir yerlere gelinebileceğini göstereceğim.

En önemlisi başka birisini küçültmeye, aşağılamaya gerek kalmadan kendimizi nasıl büyütecegimizi  kanıtlayacağım. Başkalarının başarısına saygı duymayı ve dersler alıp daha iyisini başarmayı çocuklarımıza öğrettiğimiz zaman bu ülkenin sorunları çözülmeye başlayacaktır. Hak, hakikat en üstün ilke olacaktır. Refahta değil, zor zamanda hileye tevessül etmeyenler hakikatın sırrına erişir. Bu vizyon bizim ve bizden gelenlerin temel vizyonu olmalıdır. Okul panolarına altın harflerle kazınmalıdır.

Siyaset Bilimci – Yazar
Halit Aydemir

Son Yazılar