Aziz Valentine, Lupercus ve Al Capone

“Bunlar hep kapitalizmin oyunları” cümlesinden her sene nasibini alır Sevgililer Günü, namıdiğer Aziz Valentine Günü. Aslında böyle günleri pek önemsediğimi söyleyemem ama insan böylesine kutlanılan bir günün nereden geldiğini merak etmeden duramıyor. Tarihi akışı tersten takip edecek olursak bugünkü anlamda kutlanılan Sevgililer Günü ekonomik buhrandan kurtulmak isteyen şirketler için adeta bir can simidi olmuş ve piyasaları hareketlendirmek amacıyla kutlanılmaya başlanmış. 1800’lü yıllarda Amerikalı Esther Howland’ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olaya dönüşmüş. Hallmark Kartları şirketi 1916’da sevgililer günü kartlarının seri üretimine geçerek ateşi daha da alevlendirmiş.

Daha eskilere gittiğimiz zaman, 1381 tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre Fransa’da ve İngiltere’de 14 Şubat günü kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi. Sevgililer birbirlerine güzel sözler yazar, notlar verir ve bu notlarda birbirlerine Valentine diye hitap ederdi. Aziz Valentine ile aşk arasındaki bağlantıyı kuran menkıbelerin de 14. Yüzyılda çıktığı düşünülmekte. Bu efsanelerden biri Aziz Valentine ile gardiyanın kız kardeşi arasındaki ilişki. Diğeri ise Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemde geçiyor.

İlk menkıbemize göre hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kız kardeşi Julia doğuştan görme engellidir. Valentinus’un anlattığı İsa öyküleri arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince gizlice Valentinus’un yanına gelir.

Günlerce birlikte vakit geçirirler, Valentinus ona Tanrı’ya yönelmeyi öğretir. Julia, Valentinus’un bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur.

Bir gün Julia “Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyor musun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum, yardım et.” der.

Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içerisi bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır: “Valentinus, görüyorum, görüyorum!”

Valentinus duaya devam etmesini söyler. Ertesi gün Valentinus’un ölüm emri gelir. Aziz, Julia’ya son bir not yazar, Tanrı’ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altına “Senin Valentine’inden” diye imzasını atar. Mektup, ertesi gün Julia’ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270’dir.

Bir diğer menkıbe ise şöyle:

İmparator 2. Claudius, Roma’yı kendi katı kuralları ile yöneten bir hükümdardı. Ordusunda savaşacak asker bulmak konusunda büyük sıkıntı çekiyordu. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma’daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius’un yasağına rağmen çiftleri gizlice evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi ve Aziz Valentine tutuklandı. Yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. 14 Şubat 270 tarihinde Hristiyan şehitliğine gömüldü.

Belki de iki menkıbe de gerçektir. Kim bilebilir.

Daha da eskilere gittiğimizde ise Antik Roma dönemine geliyoruz. Antik Roma’da 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus’un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı. Lupercalia bayramının arifesi olan 14 Şubat’ta genç erkekler genç kızların isimlerinin yazılı olduğu kavanozdan kura çeker ve gençler bayram boyunca ‘çift’ olurlardı. 469’da Papa Gelasius bu Hristiyanlık dışı bayramı yasaklayarak sadece kura çekilişine izin verdi. Artık kuralarda kızların değil azizlerin isimleri yazılıydı.

Bugün bu özel gün, dünya çapında büyük bir iş alanına dönüşmüş durumda. Bu sene ABD ekonomisine 18.9 milyar dolar, ülkemiz ekonomisine ise 9 milyar liralık katkı sağlaması beklenmekte. Siz bu satırları okurken muhtemelen o beklenti yerine gelmiştir. Ülkemiz ile ilgili bilgilere bakarsak:

  • Toplam 20 milyon adet gül satışı.
  • En çok 50-150 TL aralığındaki hediyelerin tercih edilmesi.
  • Triko ve aksesuarların normal günlere nazaran 10 kat daha fazla satışı.
  • 57 dalda iş yapan esnaf ve sanatkâr bu özel günde kazanç sağlaması.

Hal böyle iken, sevgi ve aşk ekonomiye doping etkisi yapıyor dersek pek de yanlış söylemiş olmayız. Klişelerin klişe olmasının da doğruluğu da sanırım buradan ileri gelmekte. Kapitalizm neleri nakit paraya çevireceğini gayet iyi biliyor.

14 Şubat ile ilgili bilinenlerin haricinde pek bilinmeyen bir olay daha var. O da “Sevgililer Günü Katliamı”.

Bugs Moran’ın çetesi, Capone’un kaçak içki taşıdığı uçakları kaçırmış, Chicago Outfit’in yönettiği kukla belediye başkanlarından ikisini öldürmüş ve üç kez de kilit adamlardan biri olan Jack McGurn’u öldürmeye çalışmıştı. Capone’un adamlarından Fred Burke ve birkaç güvenilir adam polis kılığında 14 Şubat 1929 tarihinde Kuzey Clark Sokağı’ndaki Moran’ın yerini bastılar. Altı çete üyesi ve bir ziyaretçileri duvara dizilip tarandı. Capone, kendisine yönelik suçlamaları 14 Şubat 1929’da Florida’da olduğunu ispat ederek çürüttü. İçeride bulunan bir maktul gerçek polisler gelene kadar yaşayabilmiş, kendisine yöneltilen “Seni kim vurdu?” sorusuna “Kimse, kimse vurmadı.” şeklinde cevap vermiştir. Gayet güzel planlanmış olsa da, asıl hedef olan Bugs Moran o gün geç kaldığı için kapıdaki polis arabasını görüp ortamdan uzaklaşmıştır. Bugs Moran bu olaydan sonra piyasadan hemen hemen çekilmiştir. Bu cinayetin öcünü yıllar sonra yine bir sevgililer gününde, olayın mimarı ve tetikçilerinden Jack McGurn’u öldürerek aldığı söylenir. McGurn öldürüldükten sonra elinde bir sevgililer günü kartı bulunmuştur. Kartta şu cümleler okunmaktadır:

“You’ve lost your job, you’ve lost your dough, your jewels and handsome houses. But things could be worse, you know. You haven’t lost your trousers.” (İşini kaybettin, paranı, mücevherlerini ve güzel evlerini kaybettin. Ama işler daha da kötü olabilirdi, biliyorsun. Pantolonunu kaybetmedin.)

Bugünkü yazım biraz uzun oldu ister istemez. Okuduysanız gözlerinize sağlık. Hayat sevgiyle, sevgisizlikle ve gerçeklerle devam ediyor. Sevgilerle.

Kaynaklar:

 

 

Son Yazılar

1991 Çorum doğumluyum. Baba memleketi Osmaniye. Babamın mesleği sebebiyle Türkiye'nin dört bir yanında yaşama fırsatım oldu. Ayvalık'tan Beytüşşebap'a ve oradan Mersin'e uzanan yolda ülkemizin her türlü insanı ile iki kelam edebildim. İlköğretim eğitimimi devlet okullarında, lise eğitimimi ise İçel Anadolu Lisesi'nde aldım. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisiyim. İnsanın çıktığı bu uzun ince bir yolda yükünü pek tutmasını sağlayacak her şey hakkında meraklı fakat tembel bir hayat öğrencisiyim.