Tembellik çoğu zaman yanlış anlaşılır. İnsanlar onu sadece “hiçbir şey yapmamak” olarak görür ama aslında tembellik, çoğu zaman içsel bir karmaşanın dışa yansımasıdır. Kimi zaman korkudur—başaramama korkusu, yetersiz hissetme korkusu. Kimi zaman da anlam eksikliğidir; insan neden yaptığını bilmediği bir şey için harekete geçmekte zorlanır.Tembellik, iradesizliğin değil, yönsüzlüğün işaretidir. Hedefi net olmayan bir zihin, enerjisini boşa harcar. Bu yüzden saatler geçer ama hiçbir şey yapılmaz. Oysa insan gerçekten istediği, anlam bulduğu bir şeyle karşılaştığında tembellik ortadan kaybolur. Çünkü zihin direnmeyi bırakır.Bir diğer tarafı ise alışkanlıklardır. Sürekli ertelemek, kısa vadeli rahatlığı seçmek, zamanla bir yaşam biçimine dönüşür. İnsan kendine fark etmeden şunu öğretir: “Sonra yaparım.” Ama o “sonra” hiçbir zaman gelmez. Çünkü tembellik, beslendikçe büyür.Fakat önemli bir gerçek var: Tembellik kalıcı bir kimlik değildir. Değiştirilebilir. Küçük adımlarla, kendini zorlamadan ama disiplinle ilerleyerek kırılabilir. Bir işi mükemmel yapmak yerine sadece başlamak, bu döngüyü kırmanın en güçlü yoludur.Belki de asıl soru şudur: Gerçekten tembel misin, yoksa sadece ne için çabalayacağını henüz bulamadın mı?
