Kadınların gücü çoğu zaman yanlış yerde aranır. Ses yükseltmede, sertlikte, meydan okumada.. oysa kadınların asıl gücü, tam da kimsenin bakmadığı yerdedir. Kadınlar çoğu zaman ayakta kalmayı bir başarı gibi anlatmaz. Çünkü onlar için ayakta kalmak bir tercih değil, zorunluluktur. Hayat dağılırken toparlayan, herkes yorulduğunda devam eden, kimse sormazken “idare eden” genellikle kadındır. Bu güç alkışlanmaz. Çünkü görünmezdir. Bir kadın sustuğunda güçlü sanılır ama kimse neden sustuğunu merak etmez. Bir kadın vazgeçtiğinde olgun denilir ama hangi hayalinden vazgeçtiği sorulmaz. Bir kadın dayanır; çünkü dayanması beklenir. Toplum kadınları güçlü oldukları için değil, güçlü kalmak zorunda bırakıldıkları için över. Bu yüzden kadınların gücü bir ödül değil, bir yük haline gelir. Oysa görünmeyen güç, fedakârlıkla eş anlamlı olmak zorunda değildir. Bir kadının gücü; sınır koyabildiği anda “hayır” diyebildiğinde, kendini seçtiğinde de ortaya çıkar. Ama bu hâli pek sevilmez. Çünkü alışılmış kadın modeli sessizdir, uyumludur, taşıyıcıdır. Kadınların görünmeyen gücü; başkasını ayakta tutarken kendi dizlerinin titrediği anlardadır. Ve belki de en çok, “ben yoruldum” demeye cesaret edebildiği anda.. artık kadınların gücünü romantize etmeye değil, görmeye ihtiyacımız var. Çünkü görünmeyen her güç, bir gün tükenir. Ve kadınlar tükenmemeli. Görülmeli.
