Sadakat Kelimesinin Vücut Bulmuş Hali:Steven Gerrard

Bazı isimleri tarif etmek onları anlatmak için uygun cümleleri bulmak oldukça zordur.

Elde ettikleri başarılardan ziyade sergiledikleri dik duruş verdikleri emek ve aidiyet duygusu ile bütün futbolseverler tarafından saygıyı hak ettikleri bir gerçektir. Çoğu insanın birbirine yaşatmadığı sevgi ve bağlılığı göstermişti bize Steven. Liverpool ile aralarındaki bu eşsiz sevgi ve bağlılık devasa bir film senaryosuna dönüştü.

Bu hikayenin iki kahramanı var Liverpool ve Steven Gerrard. İki büyük ve güçlü karakter söz konusu olduğu zaman diğer her şey biraz geride kalmaya mahkum olacak.

Baştan spoiler verelim. Bir ölüm tehlikesi yok burada. Ancak eğer başrolümüzün, futbol ve Liverpool ile bir geçmişi olmasaydı bizim hikayemiz muhtemelen ölü doğmuş olacaktı. Bu eşsiz hikayeyi kaleme almak  benim için büyük bir keyif.

Evinin bahçesinde top oynayan 9 – 10 yaşlarında bir çocuk…. Her zaman yaptığı sıradan bir aktivite. Yine de renkli ve hoş bir tablo olabilirdi bu. Buna karşın küçük çocuğun sağ ayağına, bahçedeki orağın saplanmasıyla manzara bir anda siyaha bürünecekti. Sağ ayağından ciddi bir şekilde yaralanan ve hali hazırda yaşadığı şehrin en ünlü kulübünün alt yapısında forma giyen kahramanımız, babası tarafından hastaneye götürülmüştü ve tabloya bir ton daha koyu fırça darbesi vurulmuştu. Çünkü doktor ameliyat ve diğer tedaviler işe yaramaz ise küçük çocuğun sağ bacağının tamamının kesileceğini söylüyordu. Gerrard ve ailesi için büyük bir yıkım olmuştu doktorun bu acı sözleri. O gün sağ bacağının kesilmesi ihtimaller dahilinde olan çocuk, Liverpool formasıyla 185 gol atacak Steven Gerrard’dan başkası değildi.

Hikaye bu denli korkutucu bir başlangıç yaparak yürekleri ağza getirmeyi başarıyor şüphesiz. Küçük Gerrard’ın babası soluğu Liverpool doktorlarının yanında almış ve Tanrı bir aşk masalının başlamasına izin vermişti. Yoğun uğraşlar sonucu Steven Gerrard’ın sağ bacağı kesilmekten kurtulmuş, tutkusu olan Liverpool’da oynamak onun için zaten en büyük şanslardan biriyken talih tekrar yüzünü güldürmüştü.  Bazı anlar vardır ki büyük hayallerin ve yaşantıların olumsuzluklar ile başlayacağının size en başından beri sinyallerini verir.

                                                            UNUTULMAZ OL!

Bu dönüm noktasının üzerinden seneler geçmişti. Tarihler 29 Kasım 1998’i gösteriyordu. Yer, Anfield Stadyumu’ydu. Blackburn Rovers’a karşı 2-0’lık üstünlüğü devam ettiren Liverpool, maçın doksanıncı dakikasında oyuncu değişikliği yapıyordu. Vegard Heggem yerine oyuna girmek için saha kenarında ısınan 18 yaşındaki futbolcunun adı, Steven Gerrard’dı. O gün devasa aşkın başlangıcı olan gündü.

Yıllar sonra bile Vegard Heggem o anı çok net hatırladığını ifade ederken Steven Gerrard’ı “utangaç ve zayıf bir çocuk” olarak anlatacaktı. O utangaç çocuk daha sonra sonsuzluğa atıf yapar gibi 8 numaralı formayı giymeye başlayacak ve Anfield’i gerçek evi gibi benimseyecekti. Liverpool için atan kalpler de onu bağrına basmıştı. KOP Tribünlerinden onun için “Sen gerçek olamayacak kadar iyisin” sözleri yükseliyordu. Bu sözler bile Gerrard ve Liverpool arasındaki bağı çok net bir şekilde özetliyordu.

                                 “GERÇEK OLAMAYACAK KADAR İYİSİN”

“Liverpool formasının en çok yakıştığı oyuncular” diye gerçeküstü bir liste yapmaya kalksak Steven Gerrard, sıralamaya giren isimler arasında gerçeğin en inkar edemeyeceği isim olur. Liverpool forması onun için dikilmiş gibidir. Başka renkler içinde hayal edilemez bile. Bu düşünceye kapılan herkes alay konusu olur şüphesiz. Çünkü o bu dünyaya Liverpool’da oynamaya gelmişti.

Bu geri dönülemez özdeşleşmenin içine girmeyi; bir yolu sonuna kadar aynı arkadaşla takip etmeye benzetebilirsiniz veya bunun adına “evini asla terk etmeyen bir babanın verdiği mükemmel güven” diyebilirsiniz. Tüm bunların toplamı aslında bir efsane olmanın sonucu. En az sonuçlar kadar konuşulmaya değer efsane olmanın nedenleri vardır bir de. 

Konuşulmaya değer dedik ama başta da belirttiğimiz gibi kelimelerin tarifsiz kaldığı futbolculardandır Steven Gerrard. Yine de “bizim kelimelerimizin bittiği yerde onun futbolunu konuşturduğu anlar başlar” diyerek o zamanları dilimiz döndüğünce hatırlatmaya çalışmak elimizden gelebilir.

         BİR MASALDA KURTARICI PRENS OLMAK: AC MİLAN 3-3  LİVERPOOL

Takvim 25 Mayıs 2005’i gösteriyordu. İstanbul’un ev sahipliğinde yaşananlara kimse inanamıyordu. Tarihi bir an içerisinde olduğunun farkında olan pek az kimse vardı şüphesiz.

Şampiyonlar Ligi finalinin ilk yarısında Milan Liverpool karşısında 3-0 lık skor avantajı ile soyunma odasına giriyordu. Birçok insan o dakikadan itibaren İtalyan ekibinin kupayı müzesine götüreceğini düşünüyordu. Belki bazı Liverpool taraftarları kanalı değiştirmişti bile. Ancak devre arasında Steven Gerrard arkadaşlarını çevresinde toplamış ve asla bırakmayacaklarını söylemiş, “Elinizden geleni yapın” demişti. Mucizeler gecesinde ilk perdeyi kafa golüyle yine o açmış, ardından skor 3-3’e gelmişti. Penaltılarda da Kırmızılar, rüyayı devam ettirerek rakiplerine üstünlük sağlamıştı. Futbol tarihinin en fantastik geri dönüşlerinden birine sahne olan Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda, Avrupa’nın en büyüğü Liverpool olarak ilan ediliyordu. Kupa geri dönüşün bir numaralı kahramanı, büyük kaptan Steven Gerrard’ın ellerinde yükseliyordu. Tarih nasıl yazılır sorusunun en güzel cevabını Steven Gerrard ve arkadaşları vermişti. Büyük bir karakter olmak ve takımını her daim ayakta tutmayı başararak tarihe adını altın harflerle yazdırmayı başarmıştı.

“ÖLDÜĞÜMDE BENİ ANFİELD’A GETİRİN”

“Öldüğümde beni hastaneye götürmeyin, Anfield’a getirin. Ben orada doğdum ve orada öleceğim.” sözü onun takımına olan hislerini açıklamaya yetiyor. Liverpool tarihinde çok önemli bir yeri olan Hillsborough faciasında küçük yaşta kaybettiği kuzenine ithafen “…onun yerine de giyiyorum bu formayı” derken ise taşıdığı sorumluluğun ve sahiplenme içgüdüsünün nerelere dayandığını görüyoruz. Bu denli büyük bir karakter olan Steven’ı anlatmaya kelimeler yetemeyebilir derken bahsettiğim durum tam olarak buydu.

En zirvede olduğu dönemlerde yüksek meblağda tekliflerin gündeme geldiği zamanlarda, taraftarın bir an olsun tereddüt etmeyerek “Kaptan bizi bırakmaz.” demesi ve Gerrard’ın da onları haksız çıkarmaması da profesyonel hayatta amatör ruhun korunabileceğine dair en güzel detaylardan biri. O, Liverpool’u asla yalnız yürümeyeceğine inandırmıştı babasının tüm eve Sadakat, vefa ve adanmışlık kelimelerin ete kemiğe bürünmüş hali olan Steven Gerrard, tam da sağladığı bu sarsılmaz bağlılık sayesinde yeri hep özel kalacak futbolculardan biri olacak.

Son Yazılar