Üç Çocuk Politikası Mantıklıdır.

Bu sene getirilen KPSS öğretmenlik mülakat sınavında, şöyle bir soru sorulmuştu öğretmen adaylarına: ‘’Reis deyince aklınıza kim geliyor?’’  Küçükken hep Temel Reis’i izlerdim. Bu nedenle aklıma hep Temel Reis ve Kaba Sakal geliyor.

Umarım siz de o çizgi filmi izlemişsinizdir.

3 çocuk konusu mantıklı bir konudur. Bunu biraz da coğrafyacı olarak aldığım ”Nüfus Bilimi” eğitimi ile aktarıyorum.

İfade ettiğim veriler ve cümleler dünyanın demografik deneyimleri sonucu oluşan optimal koşullardır ve söylemlerdir.

Genel olarak nüfus ile ilgili ön bilgiler vermeden doğrudan 3 çocuk konusunu onaylamak istemedim. Eğer sadece orayı okumak isterseniz alt kısımlara bakabilirsiniz. Ama şunu da belirtmeliyim ki coğrafya neden-sonuç ilişkisi şeklinde yürür.

Bazı Veriler

1 milyara 1802 yılında ulaşılmıştır.

2 milyara 1927 yılında ulaşılmıştır.

3 milyara 1961 yılında ulaşılmıştır.

4 milyara 1971 yılında ulaşılmıştır.

5 milyara 1987 yılında ulaşılmıştır.

6 milyara 1999 yılında ulaşılmıştır.

7 milyara 2011 yılında ulaşılmıştır.

Nüfus, döngüler halinde her 10 ve 15 yılda bir, bir milyar artmaktadır. Şu anda 7,5 milyar olmaya sayılı günler kaldı.

Yalnız şunu da söylemeden edemeyeceğim. Çin’in nüfusu 1.357, Hindistan 1.252 milyardır. İki ülke Dünya toplam nüfusunun 3’te 1’ni oluşturur.

Dünya, Nüfus Artış Sorununda Hem Fikir!

Verilerden de görüleceği gibi hızlı bir şekilde dünya nüfusu artmaktadır.

Dünya ülkelerinin katılımıyla nüfus politikaları ilk olarak 1974 yılında Bükreş’te yapıldı. Sonrasında her on yılda bir yapılmaya başlandı.

*

Çin bu dönemlerde Marksist görüşleri şiddetle savunduğundan nüfus politikalarını kapitalistlerin oyunu olarak görüyordu. Bu nedenle ülke nüfuslarını azaltma gibi bir kaygıları yoktu. Hatta Sovyet siyasetindeki gibi 10 ve daha fazla çocuk sahibi olan kadınları ödüllendiriyordu. Peki, sonuç ne mi oldu? Daha birkaç yıl öncesine kadar Çin’de tek çocuk kuralı mevcuttu.

Köktendincilik.

‘’B.M. Nüfus ve Kalkınma Konferansı’’ olarak anılan 1994 Kahire toplantısında ise farklı bir durumla karşılaşıldı. Bu sefer din faktörü işin içine girmişti. Vatikan ve İslam ülkeleri konferansta sunulan kürtaj ve doğum kontrol yöntemlerini reddetmiştir. Ve böylece dünya nüfusu azaltılamamıştır.

Böylece yeni bir olgu ortaya çıkmıştır: Köktendincilik.

Çin’deki Tek Çocuk Politikası

Çin’de uygulanan tek çocuk politikası, nüfusu azaltma konusunda işe yaramıştır. Fakat şöyle bir bilgi verelim: Tek çocuk hakkı çok çeşitli sorunları da beraberinde getirmekteydi. Doğan çocukların ezici çoğunluğu erkek olduğundan Çin’de eş bulma sorunu önemlidir şu anda. ‘’İlerleyen yıllarda da bir dizi sorunlar doğuracaktır’’ diye uyarıda bulunuyor bilim adamları.

Diğer sorunları da: Kız çocuklarını düşürme, birden fazla olan çocukları ailelerinden koparma, kırsal kesimlere göç etme yoluyla gizleme…

Avrupa’nın Son Yıllardaki Durumu ‘’Yaşlı Nüfus’’

Avrupa şu anda yaşlanmanın vermiş olduğu zorlukları yaşamaktadır. Avrupa ülkeleri için nüfusun azaltılması önceleri olumlu sonuç doğurmuştu. Ama şu anda ve ilerleyen yıllar için kara kara düşündüren bir konudur. Bu nedenle nüfusu arttırmak için çocukları olan ailelere tatil çeki verme, çocuğun tüm ihtiyaçlarını devletin karşılaması vb. gibi birçok yol denenmektedir.

Türkiye’de ise doğurganlık fazladır. Çok aşırı olmasa da biraz düşürülmesi gerekiyor. Fakat Avrupa’nın ve Doğu Asya’nın düştüğü hatalara düşmeden yapmalıyız bunu.

Türkiye’nin Nüfus Politikaları

Kabaca Türkiye 1923-1963 yılları arasında sürekli olarak nüfusu arttırmak istiyordu. Çünkü savaştan yeni çıkmış bir ülkeydi ve hızlı bir şekilde kalkınmak istiyordu. Ayrıca ‘’nüfus savaşlarda caydırıcı bir güç unsurudur’’ algısından nüfus arttırılmalı düşüncesi hâkimdi.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra da nüfus arttırılmak istendi. Çünkü savaşlarda erkeklerin askere alınmasıyla doğurganlık azalmış ve nüfus hala istenilen düzeye gelmemişti. Ayrıca ‘’sanki çocuk doğurunca bana madalya mı takacaklar’’ şeklinde topluma yerleşmiş bu cümle, aslında kaynağını buradan almaktadır. Çünkü çok çocuk doğuran annelere madalyalar verilirdi. Bu süreç 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı’na kadar devam etmiştir.

Üç Çocuk Konusu

‘’Bir nüfusun kayıp olmaksızın sürdürülebilmesi için çocuk yapabilecek çağda kadın başına düşen çocuk sayısı 2.06’dır.’’ diyelim ve başlayalım Türkiye durumuna.

Tek Çocuk

İki insanın bir süre sonra yaşlanarak öleceğini düşünürsek; bir çiftin hayatı boyunca tek çocuk yapması, bir kişinin azalması demektir. Ve bir süre sonra ülke nüfusu yarıya iner. Ayrıca yaşlı nüfus da artar.

İki Çocuk

İki kişinin, iki çocuğunun olması demek, nüfusun sabit kalması demektir. Ama şunu da göz ardı etmemek gerekir ki o da doğanın insan üzerindeki etkisidir. Doğal afetlerin olduğu: yangın, sel, deprem, çığ vb. gibi olaylar nüfusu azaltır. Ayrıca salgın hastalıklar ve bir gerçeğimiz olan kazalar da nüfusu azaltan faktörlerdir. Bu nedenle iki çocuk bir süre sonra nüfusun yerinde sayması yerine, nüfusu azaltacaktır. O nedenle sürdürülebilir nüfus artışı olan 2.06 değeri yerini bir sonraki rakama bırakmaktadır. Ve bu, üç çocuk konusunun başlangıcıdır. 

Üç Çocuk

Üç çocuğun doğması bir kişinin artması demektir. Diğer koşullar olan doğal ve beşeri faktörler de nüfusu azaltacağı için, nüfus miktarını dengede kalacaktır. Böylece ülke nüfusu sabitin üstünde veya çok yavaş bir şekilde artacaktır. Altyapı ve diğer hayat standartlarının da ayak uydurmasıyla nüfus bir sorun teşkil etmeyecektir. Ayrıca nüfus iç dinamiğiyle iyileşme yaşayacaktır.

Dört ve Üzeri Çocuk

Dört ve üzeri nüfus artışı sorun yaratır. Nüfusun hızla artması çevresel sorunları da beraberinde getirecektir. Konut, enerji, gıda, altyapı vb. gibi ihtiyaçlar yetiştirilemeyecek. Ayrıca devletler için İnsan hayatı değersiz olacaktır (şekil-A’da olduğu gibi). Eğitim giderleri, sağlık giderleri artacaktır. Bebek ölümleri artacaktır. Ülke kaynakları dengesiz bir şekilde kullanılacaktır.

Tabi burada şunu söylemeden geçmeyelim. Eğer nüfus azalırsa her şey hallolacak ya da 3 çocuk her şeyi halledecektir çıkarımına gitmeyelim. İfade ettiğim veriler ve cümleler dediğim gibi dünya’nın demografik deneyimleri sonucu oluşturulan optimal söylemleridir.

Son Yazılar

Ümit Burgu Yazar:

Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümünden 2015 yılında mezun oldu. Aynı yıl 9 Eylül Üniversitesinde Pedagojik Formasyon eğitimini aldı. Şu anda Coğrafya Öğretmeni olarak çalışmakta.