2+1 Toplu konut dairesinden yazar çıkar mı?

Çeşitli “olamama” kâbusları vardır. Benimki, uzun süren bir okul serüveninin sonunda, mezun olalı 20 seneye yaklaşmasına karşın peşimi bırakmayan “mezun olamama kâbusu” idi. Askerliği bitirememe kâbusunu da tanırım. ‘Sinek Isırıklarının Müellifi’ ile “yazar olamama kâbusu” ile tanıştım. Galiba, birkaç kitabı yayınlanan ve artık bir yazar olduğu, kendisi, yayınevi ve okurları tarafından kabul edilen her yazar, bu aşamaya kadar, özellikle ilk kitabının oluşum sürecinde bu kâbusun harçlarını karıyor.

‘Sinek Isırıklarının Müellifi’, yayınevine kitap taslağını bir ilkbahar günü teslim eden Cemil’in, yayınevi editörü tarafından, ertesi bir sonbaharda geri dönüşün yapıldığı güne kadar yaşadıklarını anlatan bir roman. Bu akış, Cemil’in babasının ölümü, Nazlı ile tanışmaları, evlenmeleri ve evliliklerinin belirli  kesitlerini de aktaran 15 yıllık geri dönüşleri de kapsıyor.

Sinek1

Beni, ‘Sinek Isırıklarının Müellifi’ni okumaya teşvik eden, yakın bir zaman önce okuduğum Melisa Kesmez’in ‘Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’ kitabı oldu. Kitabın “Şiirsiz” isimli hikâyesinde, hikâyenin kahramanı olan kadının, ‘Sinek ısırıklarının Müellifi” kitabının kahramanı Cemil ile karşılaşıp sohbet etmesi oldukça dikkat edici bir sahne oldu benim için. Bu sahneyi tamamlamanın, ya da anlamına tam varmanın yolu elbette Cemil’in hikâyesini okumaktı ve bunu başardım.

Kitabın bana sordurduğu temel soru şu oldu; Beton yığını toplu konutlarda oturan birisi yazar olabilir mi? Su sızdıran banyolar, gürültücü komşularla. Hele ki, yazar olmak için işinizden istifa edip tüm vaktinizi iki oda bir salon toplu konut dairenizde, temizlik yaparak, yeşillik ayıklayarak, çilek reçeli kaynatarak ve yemek hazırlayarak geçirirken.

Cemil’in, kitabı teslim ettiği editörle, çöl ortasında bir vahada yaşayan usta bir yazarla, farklı zamanlarda yaşlı Cemil ve genç Cemil’le yaptığı sohbetler “yazar olamama kabusunun” parçaları olarak kitapta yerini alıyor.

Boşluk, uzay ve zaman konularını gündeminde tutmayı seven ve dünyadaki anlamsızlığı sorun eden eden Cemil’in, eve düşkünlüğü ve dışarıda yaşadığı hemen hemen her şeyin, onda eve dönme isteği yaratması arasındaki ilginç ilişki oldukça dikkat çekici. Bu, dünya ile sorunlu olan, zihnini dünyaya uyarlayamayan entelektüel zihnin evi bir sığınak olarak görmeye başladığına dair bir eğilime işaret ediyor. Günümüzde sokak yüzeyselliğin coşku alanına dönüşürken, ev derinliğin sığınağına dönüşüyor belki de.

Cemil’in eşi Nazlı kitapta oldukça geride kalan bir karakter olmuş. Onun bir takım hislerine vakıf olsak da, bir yan karakter olmaktan kurtulamıyor. Oysa hayatın birçok noktasında Cemil ile Nazlı’nın benzer noktalarda yer aldığını, tanışma ve evliliklerinin belirli evrelerinde görüyoruz. Ama bir noktada Cemil sadece Nazlı’dan değil hayatın genelinden bir kopuş sergiliyor. Bu kopuşla, Cemil’in bir yazar olup olamadığını bilemiyoruz ama bir kitabın kahramanına dönüştüğüne tanık oluyoruz.

Barış Bıçakçı’nın kitabını satın alırken, yine yakın bir zamanda “Ben Tek Siz Hepiniz” kitabını okuduğum Hakan Bıçakcı ile bir akrabalıkları olup olmadığını merak etmiştim. Üstelik her iki yazarın da kitapları İletişim Yayınlarından basılmaktaydı. Ancak yaptığım kısa bir araştırma ile iki yazar arasında bir akrabalık ilişkisi olmadığı gibi, soyisimlerinde bir harfle (ç/c) farklılık olduğunu da öğrendim. Bu sorunun cevabını merak edenleri de bilgilendirmiş olayım.

“Sinek Isırıklarının Müellifi” de, iyi bir kitap okuru olan başkahramanının kütüphanesinin kapılarını bizlere açarak, yeni bir okuma listesi hazırlamamıza vesile oluyor. Cemil’in okuduğu kitaplar son derece merak uyandırıcı.

Yeni dönem Türk Edebiyatının yeni dönem eserlerini takip etmek isteyenler için son derece iyi bir okuma önerisi. Hatta belki oturduğunuz bir toplu konut dairesinde sizi yazar olmaya bile heveslendirebilir.

 

Görseller;

http://www.eskimeyenkitaplar.com/wp-content/uploads/2012/12/sinek-isiriklarinin-muellifi-baris-bicakci1.jpg

 

 

Son Yazılar

Şehir Plancısı, Gaziantep, evli, iki çocuk, demokrat, aykırı, söz, yazı, anlamak ve anlatmak...