Son yıllarda gençlerin en sık kurduğu cümlelerden biri şu: “Çok yoruldum.” Bu yorgunluk yalnızca uykusuzluktan ve ders yoğunluğundan kaynaklanmıyor. Asıl yorgunluk, belirsizlikten ve sürekli yetişme zorunluluğundan doğuyor. Gençler artık sadece başarılı olmak zorunda değil; aynı zamanda mutlu, üretken, sosyal, güçlü ve her şeye hazır olmak zorunda hissediyor. Sosyal medya başarıyı bir vitrine dönüştürdü. Herkesin hayatı kusursuz gibi görünürken, kendi eksiklerini taşıyan gençler kendini yetersiz sanıyor. Oysa kimse, oysa kimse başarının arkasındaki yalnızlığı veya düşüşleri paylaşmıyor. Bu da gençlerin kendi mücadelelerini değersiz görmesine yol açıyor. Halbuki her bireyin yolu kendine özgüdür ve kıyas, insanın iç sesini susturur. Bir diğer sorun ise beklentiler. Aileler, sistem ve toplum; gençlerden çok şey bekliyor ama onları gerçekten dinlemiyor. “Ne istiyorsun?” sorusu sorulmadan ” Ne olmalısın?” dayatılıyor. Bu da gençleri hayata değil, hayatta kalmaya odaklıyor. Belkide artık gençlere daha fazla nasihat değil, daha fazla alan tanımamız gerekiyor. Hatalarına saygı duyulan, düşmesine izin verilen, denemesine alan açılan gençler daha güçlü ayağa kalkar. Yorulan gençler tembel değil. Sadece çok fazla yük taşıyorlar.
-Halise
