Kırmızı Topuklu Hamlet*

Kırmızı bir gece. Fütursuzca konuştuğumuz bir hayalet. Portakal kokusundan uzak, melankolik bir ses. Bir yerden göz ısırıyor yine de. Acaba? Bulmalıyım. Bulacağım. Hayret ki ne hayret. Kral Hamlet’in hayaleti bu. Ta kendisi. Prens Hamlet’in kırmızı topuklarının tak tak sesleriyle ortam geriliyor? Poposunda kırmızı don? Akılda kalıcı bir numara. Mana arayacaksak burada aramalı. Hamlet olduğuna göre bunda bir iş aramalı. Kafayı buna takıyoruz. Kraliçenin başında kırmızı bir peruk. Siz delirttiniz sevgili annesi. Siz aklını çaldınız pek şehvetli Claudius. El birliğiyle delirttiniz prensi. Prens Hamlet de Ophelia’yı tabi. Etraf birazdan kızıla çalacak sanki. Küflenmiş nar taneleri kadar kırmızı. Olayları çarpıtarak anlatmayı seçiyoruz. Mezarcılar gelmeden toparlanalım en iyisi. Bir gece ansızın çıtkırıldım uykusundan uyanır Hamlet. Babası öldürülen Hamlet’in gazabının peşindeyiz. Şüpheli şahıs belli. Suçlu ortada. Hamlet bu, gaipten seslerin efendisi hiç durur mu:

‘’Parmaklarını boğazımdan çek lütfen.
Ben öyle kolay sinirlenen, terslenen biri değilim.
Ama tepem attığında fena yaparım…’’

Ne kadar komik, ne kadar trajik bir hikâye öyle değil mi? Hamlet’in Leartes’e sarf ettiği bu sözlerden bile ne kadar çelişkili konuştuğunu çıkarmak mümkün. İçinde ne ararsak var yani. Şimdilik hamletvari yaklaşımımız mazur görülsün. Bir de bu baygın istihzayı bir kenara bırakalım ve tüm ciddiyetimizle esas anlatılana, gamlı ve yetim Hamlet’e kulağımızı verelim.

Hamlet.

Ya da biraz eskilere gitsek fena olmaz. Biliyorsunuz, ilk kez 1601’de sahnelendi. Hamlet. Kimilerine göre oyunların oyunu. Kimilerine göre Danimarka prensi ya da kralı. Son kertede Shakespeare’in en sevilen, en bilinen oyunu. Bu saatten sonra biri çıkıp tam tersini iddia etse de nafile, beyhude. İnandık bir kere Danimarkalı Hamlet’in sözlerine. Başka oluru da yok kanımca.

Hamlet.

XXI. yüzyıl’ın ilk çeyreğinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın sahnelerindeki Hamlet’e çeviriyoruz odağımızı. Tarih; 06.01.2023. Engin Alkan’ın yönettiği o çağdaş Hamlet uyarlaması. Kulağa nasıl da janjanlı geliyor değil mi? Nasıl bir Hamlet? Bu nasıl bir Hamlet? Hamlet bu nasıl bir? Bu uyarlamanın da anlatmak istediği bu belki. Oyun broşüründe görülebilir. Kulağı tersten tut. Elimizde oldu size bir yeni Hamlet. Kostüm modern uyarlama çağdaş. Oyun girişi şaşırtıcı geldi aslında, ama geneli için bunu söyleyemem biraz güç. Çapraz hareketler kulübündeki ilişkiler misali. Kılıç yerine tabanca ver Hamlet’in eline, oldu size uyarlama. Kapıya nöbetçi yerine güvenlik görevlisi koy. Hafif bir absürtlük de serptirildi mi değmesin keyfimize. Hamlet hepimizin ne de olsa, istediğimiz gibi oynatırız. Kime ne!

Son tahlilde Özgün Akaçça’nın ay ışığı misali parladığı Hamlet performansını gözlerimizi kaçırmadan seyretmekten fevkalade memnunuz. Zerre-i miskal kadar bir mübalağa yoktur bu cümlede. İki perde. 165 dakika. Epey uzun denecek kadar uzun bir süre olmasına rağmen müthiş bir performans sergiliyor. Geriye ne kaldı, elbette ki estetik işlev? Dekor-Işık tasarımının arkasında Cem Yılmazer var. Işık olması gerektiği gibi, ne denilebilir. Artık alıştık. Bu bilgiler yeterince açıklayıcı olmuştur diye düşünüyorum. Sahne sesi ayarı da su gibi. Oyuncuların nabız atışlarını duyacak kadar berrak bir su hem de.

Böyle yazınca da olmuyor, eksik kalıyor hep bir şeyler. Hamlet hakkında söylenmemiş, yazılmamış söz ne kaldı gerçekten? Bu uyarlamaya dair söyleyebileceğim pek fazla sözüm de yok nedense. Sevdik mi sevdik. Olay akışı dinamik mi dinamik. Şuan geçmişte söylenenlere yama gibi görünüyor yazdıklarım. Maalesef ben de bu gaflete kapılıp söz söyleme cüretinde bulundum. Suları daha fazla bulandırmadan usulca geçiyorum bu faslı; Peki, nasıl anlatıldı Hamlet? Dikkatimi çeken en önemli nokta bu oldu. Yıllar geçse de unutmayacağım bir Hamlet portresi. Uzun zaman da aklımdan çıkmayacak, eminim. Hafızama söz geçiremeyeceğim ne yazık ki. Oyun daha bitmeden başlığa karar vermiştim aslında. Sadece üç kelimeden ibaret olacaktı yazının içeriği; ama çok kısa da olsa bir giriş yapmak zorunda olduğumu hissettim; çünkü muğlak kalacaktı her şey. Yok yok, tam burada kesiyorum. Uzatmayacağım. Çok kısa. Çok net. Çok laubali:

Kırmızı Topuklu Hamlet
Donlu Kırmızı Hamlet
Hamlet Topuklu Kırmızı
Kırmızı Hamlet Donlu
Topuklu Kırmızı Hamlet
Kırmızı Donlu Hamlet

kaynakça:
Shakespeare, William, Hamlet, çev. Bülent Bozkurt. Remzi Kitapevi, Mart 2011)
Fotoğraf; https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/Activity/Detail/322

Son Yazılar

Harun Aktaş Yazar:

''Toparlanın gitmiyoruz''