DÜŞÜNEN KOYUN-21.BÖLÜM (Şeytandan)

Tatyana artık neredeyse her gün koyunun yanına uğruyor, bu süre zarfında ona başından geçen olayları anlatıyor, onunla karşısında samimi bir arkadaşı varmış gibi dertleşiyordu. Koyun, Ekberle yaptığı sohbetleri hatırlattığı için Tatyana ile sohbet etmeyi seviyordu. Ayrıca Tatyana’nın masum hali ona bağlanmasını sağlıyordu. Onun saf halini farkettikçe onu sahiplenme isteği artıyordu. Ayvaz’ın ona yaptıklarına karşı durmak ve onu Ayvaz’dan kurtarmak istiyordu. Fakat elinden bir şey gelmeyeceğini iyi biliyordu. Çünkü Ayvaz’da bir kurttu ve onunla mücadele etmesi doğanın kurallarına aykırıydı. Bu yüzden artık Ayvaz’ın istediklerini yapmaya başlamıştı. Ayvaz ise ne koyunun yaptığı şeye kafa yoruyor, ne de buna şaşırıyordu. Tek istediği koyunun dediğini yapması ve gösterinin sorunsuz bir şekilde hallolmasıydı. Gerisi onu ilgilendirmiyordu. Bir noktada herkes yapması gerekeni yapacak ve hayatını devam ettirecekti. O, olayları duygu dünyasının bulanık sularına bırakmayı pek sevmezdi. Elde edilmesi gereken bir şey varsa o elde edilir sonrası ise düşünülmezdi. Tatyana ona sık sık “Bu kafayla çok yaşayacağını sanmıyorum.” derdi. Çünkü Ayvaz ne olursa olsun hedefinden şaşmaz onu elde edene kadar hırsla mücadele ederdi. İmkanlarının ve zekasının elverdiği arzularını elde etmeyi başarmıştı şimdiye kadar. Az konuşur, işi yoksa ya sevişir ya da uyurdu. Yemeğini tutkuyla ve aç gözlülükle yer, düşünmeyi ve bir şeye kafa yormayı sevmezdi. Kişiliğinin oluşmasında, keçi çobanı olan babasıyla geçirdiği sessiz çöl gecelerinin dışında yaşayıp gördüğü deneyimler de etkili olmuştu. Kendini bildi bileli mücadele etmesi ve istediğini almak için savaşması gerekmişti. Bu durum karakterini güçlendirmiş ama ahlaki meziyetlerinin gelişmesine engel olmuştu. Onun için suç, günah veya yanlış gibi kavramlar yoktu. Sadece yapılabilecek veya yapılamayacak şeyler vardı. Yapılamayacak şeylerin çoğunu da çevreden görebileceği tepkileri dikkate alarak belirlemişti. Ayvaz ormanda yaşamadığını biliyordu. Burada kuralına göre oynamazsa hemen yok edilebilirdi, bunun oldukça farkındaydı.

Tatyana gelmeden önce Ayvaz vardı koyunun yanında. Tatyana’nın koyuna taktığı Kudaydan ismini duymuş, koyunla alay edercesine ona “Şaytandan” diyordu. Sabırsız bir şekilde koyunun önüne kartları diziyor ve yine aynı sabırsızlıkla koyunun o kartları bulup göstermesini istiyordu. Bu alıştırmalardan yeteri kadar yaptığına inandığında ise kartları topluyor ve aceleyle odayı terkediyordu. Koyun işte o zaman hayvan olmanın ne demek olduğunu hissediyordu. Tatyana şimdi yine duvara sırtını yaslamış koyunun başını dizlerine yatırmıştı.

  • Bugün yağmur yağdı biraz biliyor musun? Heryer toprak koktu mis gibi. Neden yağmurdan sonra toprak kokar her yer biliyor musun? Ben de bugün öğrendim Uyuz Gary’den. Buna sebep olan şey bakterilermiş. Bakterilerin mikroskopla görünen böcek gibi şeyler olduğunu biliyorum. İlginç geldi bana.

Koyun günlerdir açık havaya çıkmıyordu. Gökyüzünü, toprağa basmayı ve taze havayı solumayı çok özlemişti. Bugün yağan yağmurun kokusunu o da almış, Ekber’le yaptıkları kır gezilerini düşünerek hüzünlenmişti. Büyükçe bir iç geçirdi elinde olmadan.

  • Heyecanlı mısın? Yarın ilk gösterine çıkıyorsun. Burası tıklım tıklım olacak. Çadırın içindeki curcunayı görmen lazım, herkes bir yere koşturup yarın için hazırlanmaya çalışıyor. Kıyafetlerini dikenler mi dersin, kullanacağı aletleri tamir edenler mi, herkes bir telaş içinde. Ben rahatım çünkü gösteriye çıkmıyorum. İlk geldiğim yıl bir kaç kez akrobasi ekibiyle gösteri yapmıştım ama pek yetenekli olmadığımı farkettikleri için üstüme düşmediler ben de istekli olmadım. Sonrasında getir götür, temizlik ve başka işler yapmaya başladım. Bu sayede Sultan benim burada barınmama izin verdi. Çünkü o faydalanmadığı hiç bir boğaza lokma koymaz. Neyse beni boş verelim. Yarın seni o sahnede göreceğim için çok heyecanlıyım. Avuçlarım patlayana kadar alkışlayacağım seni. Eminim izleyenlerde öyle yapacaklar. Netice de okuma yazma bilen bir koyunla hayatında bir kere bile karşılaşmazsın değil mi? Beni görebileceğin bir yerde duracağım, beni görmek sana iyi gelecektir. Bu heyecanını biraz da olsa azaltabilir sanırım. Belki de heyecanlanmazsın sen. Zeki bir canlısın. Heyecanlanacak ne var sanki! Ama ben çok heyecanlanmıştım. İki kişinin karşısında bile konuşurken kızarıyorum bazen. Senden konuşuyorduk ama lafı bir şekilde döndürüp dolaştırıp yine kendime getiriyorum.

Koyun, Tatyana’nın ona bir şeyler anlatmasını seviyordu. Ne anlattığı pek de önemli değildi çünkü onun tatlı sesinin kulaklarındaki etkisi söylediklerinin anlamlarını gölgede bırakıyordu. Evet, heyecanlıydı. Yarın aklına geldikçe kalbi sıkışacakmış gibi oluyordu. O kadar gözün kendisine çevrildiğini gördüğünde bir şey yapamamaktan korkuyor, Ayvaz’ın insanların önünde onu dövmesinden çekiniyordu. Eğer her şey yolunda gitse, insanlar onun yaptıklarını beğense bile asla bu işi sevmeyeceğini biliyordu. Bir başkası pek ala sevebilir, mutluluktan kendinden geçebilirdi ama o sevmeyeceğini ve bin kere de yapsa sevemeyeceğini iyi biliyordu. Birden kapı açıldı ve içeriye Sultan girdi.

Sultan, antik yunan filozofları gibi kat kat rengarenk kumaşları tombul vücuduna sarmış, fondötene boğduğu yüzünde bir mısır kraliçesi gibi abartılı sürmeyle boyadığı anlaşılması güç bir ifadeyle parlayan gözlerini koyuna dikmişti. Önce bir süre koyunu baştan ayağa inceledi ve bir kaç adım atarak ona yaklaştı. Tatyana, Sultan onlara yaklaşınca hemen ayağa kalktı ve odadan çıktı. Koyun Sultan’ın korkulması gereken birisi olduğunu buraya daha ilk geldiği günlerde anlamıştı. Ayvaz’dan bile ürkütücüydü o. Yüzündeki o karşısındakinin içini donduran gülümsemesi, hareketlerindeki yapmacık zerafet, gözlerindeki tedirgin edici neşe onda birleşince korku filmlerinden çıkmış bir karaktere ait gibi duruyordu. Koyun doğrulup başını eğerek Sultan’a bakmaya başladı. Sultan yüzünde yapmacık gülümsemesiyle koyuna eğildi ve halini garipseyerek etrafına bakındıktan sonra; “Yarın beni seyircilere rezil edersen, derinden odama sermek için post yaparım” dedi. Koyun, kadının tüylerini ürperten sesinde bir yılanın tıslamasını duyduğuna emindi.

Son Yazılar

Yazmak, çizmek peşinde, yanmayı pişmeye tercih eden biri...