Düşünen Koyun-20. Bölüm(Kudaydan)

Ayvaz artık günde bir kaç defa koyunun yanına uğruyor ve onu kemeriyle dövüyordu. Sadece bir kere elindeki şekeri ona uzatarak istediğini yaptırmayı denemiş fakat koyunun tepkisiz kaldığını görünce artık bunu bir daha yapmamıştı. Koyun neredeyse günde üç öğün yediği bu dayakların etkisiyle gittikçe zayıfladı ve bitkinleşti. Ayvaz onun bu halini gördükçe kuduruyor onu daha şiddetli dövüyor fakat sonra ölürse Sultan’a ne derim diye düşünerek adı Tatyana olan kızı onunla ilgilenmesi için koyunun yanına yolluyordu. Tatyana bir ameliyattaki hemşire gibi Ayvaz’ın açtığı yaraları pansuman ediyor onu adeta bir sonraki dayak seansına hazırlıyordu. Fakat bunu Ayvaz’dan farklı bir niyetle, koyuna acıdığı için yapıyordu.

Tatyana koyunun yanına geldiğinde gözlerinin ağlamaktan şiştiği belli oluyordu. Koyun artık ona iyiden iyiye alışmış onun yanında kendini huzurlu hissetmeye başlamıştı. Onda tutarlı olmasa da iyi ve masum bir yan olduğunu hissedebiliyordu. Tatyana koyunun yanına gitti ve önüne çökerek onun boynuna sarılıp tekrar hüngür hüngür ağlamaya başladı. Koyun dermansız dizleri üzerine çökmüş, boşluğa diktiği gözleriyle Tatyana’nın omzuna başına yaslamıştı. Kızın içindeki mutsuzluk onu şuan duyduğu bedensel acılardan daha çok incitiyordu. Kız yeteri kadar ağladığına kanaat getirince koyunun başını elleri arasına alarak, koyunun gözlerine baktı uzun uzun sonra onu burnunun üstünden öptü ve “Nolur artık onun dediğini yap!” Yoksa seni öldürecek.” dedi inler gibi bir sesle. Koyun onun kendisi için bu kadar endişelenmesinden çok etlenmişti. Hele sıcacık dudaklarının teması onu Tatyana’ya o kadar yaklaştırmıştı ki. Sonunda sadece onu mutlu etmek için “Tamam” anlamında başını salladı ve gülümsedi. Bu doğaüstü anın büyüsü içinde Tatyana da gülümsedi. Sonra yan tarafa giderek sırtını duvara yaslayıp, odanın kütüklerden yapılmış örümcek ağlarıyla sarılı tavanına bakarak konuşmaya başladı. Koyun gözlerini biran olsun ondan ayırmıyordu.

  • Yaşamak ne demek sence yani bizi taştan farklı kılan şey ne? Bir şeylere etki edebilme hatta müdahale edebilme gücü mü? Ya da karar verebilme becerisi mi? Peki ya hiçbirini yapamıyorsan taştan ne farkın kalır? Aslında biliyorum ben bu farkı o da şu: Taş acı çekmez ama sen çekersin. Annem beni doğurduğu için yıllarca ağlamış biliyor musun? Aslında Yaşamın reddettiği birisiyim ben. Hiç tanımadığım babamla yaşadığı bir kaçamağın sonucuyum. Zaten ben daha dört yaşındayken kendi elleriyle beni yetimhaneye bıraktı. Bırakırken de ağlıyordu. Sürekli ağlama huyumu ondan almışım demek ki tabi biraz da hayatın sert yüzünden. Yaşıma bakma neler yaşadım ben ve işte buradayım. Sana bir şey söyleyeyim mi Ayvaz benim sevgilim aslında. Beni görür görmez bir iki laf ettikten sonra sevgilisi olmamı istedi. Ben de tamam dedim. Ondan hoşlandığım için değildi bu sanırım. Ayakta durabilmem için bir duvara ihtiyacım vardı belki de. Ailesiz büyüdüğünde çürük de olsa bir duvar gördüğünde sırtını yaslamak istersin. O çaresizlik o yalnızlık ve yabancılık sana ağır gelir hep. Ezer yüreğini, ciğerlerini yer bitirir ve seni bir serçe korkaklığında ortada bırakır. Ben buna katlanamıyorum. Genellemem ne kadar doğru oldu bilmiyorum, belki de benim kişiliğim bu. Fakat son zamanlarda ondan nefret ediyorum. Sana yaptıklarının benzerini bana da yapıyor.

Tatyana kollarını sıvadığında ortaya bir sürü morluk çıktı. Morluklar beyaz teninde solgun lila renkli çiçekler gibi görünüyorlardı. Koyun onun bu halini görünce tüm zihnini ilkel bir vahşilik sardı. Yapabilseydi Ayvaz’ı parçalamak isterdi.

  • Senin beni anladığını biliyorum. Sen özel bir canlısın. Seninle arada sırada dertleşsem sıkılmazsın değil mi? Burada kimse beni dinlemiyor. Tüm erkeklerin bildiği tek şey bacaklarının arasındaki. Sürekli beni sıkıştırıp okşamak peşindeler. Benden başka tek kadın Sultan burada. O da beni birilerine pazarlamaktan başka bir ederim olduğunu düşünmüyor. Evet, bazen beni birileriyle olmaya zorluyor. Ayvaz da köpek gibi bir köşede morarıp kalıyor ama sesini çıkaramıyor. Başlarda direniyordum ama sonra direnmekten vazgeçtim. Benim direncim bu kadar gelişti ne yaparsın. Hatta her buluşmadan sonra Sultan bana tatlı alıyor ve güzel kıyafetler hediye ediyor. Bakma şimdiki halime odamda koca bir gardrop dolusu yeni kıyafetim var. Neyse ben seni merak ediyorum. Neden diğer koyunlardan farklısın? Dün gece bunu düşündüm sabaha kadar. Seni farklı kılan şey ne? Bakıyorum görünüşünle sıradan bir koyunsun ta ki gözlerini görene kadar tabi. O zaman bir şeylerin varlığını hissediyor insan. Lütfen Ayvaz’ın dediklerini yap. O bodur şeytan istediğini almadan yakandan düşmez ve buna seni öldürene kadar devam eder. Yapman gereken tek şey önüne konan kartlardan birisini göstermek. Ayağını kartın üzerine koy yeter. Bu arada senin gibi özel bir koyunun adı da olmalı değil mi? Keşke bana adını söyleyebilsen. Aaa! Nasıl yapacağımı biliyorum. Önüne harflerin yazdığı kartlar getireceğim ve sen de ismini oluşturan harfleri sırasıyla göstereceksin. Ne dersin?

Koyun şimdiye kadar bir isminin olmamasına hiç kafa yormamıştı. Ayrıca Ekber de ona özel bir isimle hitap etmemişti. Bir ismi olmasını gerektiren bir zorunluluk da duymamıştı. Bu yüzden hayır anlamında kafasını sağa sola salladı. Tatyana bir sevinç çığlığı attı.

  • Sen Tanrı’dan gelen bir mucizesin. Gerçekten de beni anlıyorsun. Önceki ismin ne bilmiyorum ama ben sana “Kudaydan” diyeceğim. Lütfen Ayvaz’a direnme Kudaydan! Hem bu yeteneğini sergilerlersen sana daha iyi davranırlar ve daha iyi beslenirsin. Yoksa Ayvaz öldürmese bile Sultan öldürür seni. O tam bir cadı. Sergilemek için aldığı bir iguanayı, sırf biraz fazla yem yiyor diye yaşlı kaplana yedirdi. Senin işe yaramadığını düşünürse sana da aynısı yapmak ister ve seni kimse onun elinden alamaz bunu bil! Söylentiye göre kocasını da o kaplana yedirmiş. Her neyse, buraya gelmeden neden ağladım biliyor musun? Ayvaz’ı onun yatağında yanına uzanmış halde gördüm. Aslında onu kıskanmıyorum ama yine de ağlamak istedim. Belki de insanların onursuz hallerini görmeye hala alışamadım. Boşver, haftaya sirk sezonu açılacak. Burası yüzlerce insanla dolacak ve o zaman senin de gösterin olacak. Lütfen elinden gelenin en iyisini yap. Kendin için yapmasan bile benim için. Çünkü seni çok sevdim. Seni kaybetmek istemem. İguanayı da sevmiştim ama sen farklısın. Ona daha isim koyamadan öldü ama artık senin bir ismin var. Ve o isim seni koruyacak, biliyorum bunu.

Koyun karşısındaki kızın gözlerinden alamıyordu gözlerini. İki farklı rengin ortaya çıkardığı bir gök kuşağı şeklinde, içine ılık ılık bir şeyler akıyordu ona bakarken.

Son Yazılar

Yazmak, çizmek peşinde, yanmayı pişmeye tercih eden biri...