Yükselen Çığlıklar

Ayın son cumasını, perdeden giren güneş ışınlarının gözümle buluştuğu an selamlamıştım. Gözlerimin tanıklık ettiği her şey içimde ki sıkıntıyla ortak olup beni yalancı çıkartacakmış gibiydi. Uyandığımdan beri üzerimden gitmek bilmeyen endişe ve korkunun dışında kalmış olan güneş ışınları kötü bir şey olmayacağını sanki gözüme çarpan ışığı ile müjdeliyordu. Yatağımdan kalktığımda pencereye doğru yönelen adımlarım, İstanbul’un bu hafta ki tüm günlerden daha yoğun olan yorucu trafiği ile sabahı selamlamama ön ayak olmuştu. Bu şehirden uzak sakin bir yere yerleşme hayalim arkama baktığım da geride bırakacaklarımı düşününce gayemden uzaklaşmamı sağlıyordu. Tüm bu düşünceleri zihnimin süzgecinden geçirdikten sonra balkona yöneldim dolapta hazır olarak bulundurduğum kahvaltılıklarımı balkona taşıyıp çayımı yudumlamaya başladım. Korna sesleri, araba sesleri o bu derken semada süzülen kuşlar gökyüzünde ki görüntüsüyle tüm bu sesleri bedenimde arka plana atmamı sağlamıştı. Zamanın ileriye ötelendiği vakit kulağım ısrarla çalan kapı zili ile çınlamıştı. Kalkıp baktığımda kapıda gördüğüm kişi en yakınım Kürşad’dı. Birlikte yapacağımız kahvaltı için verdiğim sözü Kürşad’ın masaya yönelttiği kırgın bakışları ile anımsamıştım. Yahu sabahtan beri üzerimde dolaşan negatif enerji sayesinde nasıl hatırlayabilirdim ki… Uzun süren konuşma ve kahvaltıdan sonra geçmiş günlere yâd ettik. Heyecanlı konuşmalarımızı bastıran çığlıkları işiten kulaklarımız birbirimize meyus bakışlar atmamızı sağladı. Şiddetini daha da artıran bu çığlıklar yan evde yaşayan üniversite öğrencisi genç kızın evinden geliyordu. İlerleyen dakikalarda genç kızın sesini bastıran bir erkek sesi vardı. Aralarında geçen tartışma denize atıldıktan sonra çoğalan dalga gibi büyümüş ve genç kıza uyguladığı şiddet ile sonuçlanmıştı. Haberlerden alışık olduğumuz bu olaylar bir ekran mesafesinden çıkıp yan evime kadar girmişti. Artan bu şiddet ve cinayetler biz kadınları günden güne artmakta olan korkusuyla boğuyordu. Yetkili kişilere ulaştıktan sonra gerekli bireyler gerekli yerlere gitmişti. Kızın korkuyla çalkalanan bedeni gözümden ve yakın arkadaşım Kürşad’ın gözünden silinmiyordu. Bugün tanıklık ettiğimiz olaylardan sonra Kürşad’ın düşünceleri şu yöndeydi. ‘Ben de bir erkeğim ancak aynı cinsiyeti paylaştığımız hiçbir erkeğin şiddetli ilerleyen tartışmasında yükselen sesi ve kalkan eli olmamalıdır. Aksine alçalan ses tonu ve sakinleştirebilmeyi bildiği hareketleri olmalıdır…’

Son Yazılar

ECEM BAŞOL Yazar:

Ecem Başol 10 Nisan tarihinde Bodrum’da doğdu. 2018’de Bodrum Deneme Sahnesi’nde Ayşe Erbulak editörlüğünde yaratıcı yazarlık eğitimi almıştır. Bir sezon Erbulak Evi Yazarlık Okulu’nda teke tek özel eğitim ile yazarlık derslerine devam etmiştir. Dağhan Külegeç Yayınları’nın “Affet Beni” adlı kolektif öykü kitabında, bir hikâyesi yer almaktadır. Yeni sezonda Erbulak Evi Yazarlık Okulu’nda, eğitmen Özden İnal editörlüğünde bireysel kitabını yazarak, 2021 sonbaharında okur ile buluşmaya hazırlanmaktadır.