Düşünen Koyun-5.Bölüm(Benzerlik)

Kendine geldiğinde geniş bir ahşap yapının içinde, bir saman yığınının üzerinde olduğunu gördü. Bir iple boynundan, yanındaki tahta bir direğe bağlanmıştı. Halsiz ayakları üzerinde zorlukla doğruldu. Yüksek tavanın gediklerinden, etrafta uçuşan tozların varlığını olduğu gibi ortaya çıkaran gün ışığı sızıyordu. Uzun süredir bir şey yemediğini fark etti. Altındaki saman yığınından büyükçe bir parça alarak, alt çenesini yaya yaya çiğnemeye başladı. Bir yandan da neden burada olduğunu düşünüyordu. En son hatırladığı şey kurdun ezercesine üzerine çullanan ölü bedeni ve çürük et kokan geniş ağzıydı. Belli belirsiz bir anı canlandı gözünde. Annesinin bereketli memesini ararken, iki ayağı üzerinde koşan canlıları ilk kez o zaman görmüş tanıdığı canlılardan farklı davranışları olan bu canlılar onu biraz ürkütmüştü.

Ahır olduğuna kanaat getirdiği, içinde bulunduğu bu yapının, geniş tahta kapısı ağır ağır açıldı. Kapıdan ahıra hücum eden ışık hüzmesi etrafı rahatsız edici bir aydınlığa boğdu. Arkasındaki ışığın bir siluete dönüştürdüğü o iki ayaklı canlılardan birisi sonuna kadar açılmış kapıda öylece duruyordu. Korkuyla bir kaç adım geriledi. Siluet birden tiz çığlıklar atarak anlamlandıramadığı garip sesler çıkarmaya başladı: “Kendine gelmiş baba!” Silüetin üzerine yürümesiyle koyun, korkudan nereye kaçacağını bilemez bir halde sağa sola atıldı. Ama boynundaki kalın ip uzaklaşmasını engelliyordu. Siluet ışığın etkisinden sıyrıldıkça renklenmeye ve detaylanmaya başladı. İri kafalı, cılız bir iki ayaklıydı bu. Şiddetli bir ses çınladı zihninde. Sonra kurdun altında gözleri kararmadan önce gördüğü üç kişiyi hatırladı. Bu küçük olandı.

“Korkma, pppışşşşş! Sakin ol”.

Önüne eğdiği başında küçük bir elin dolaştığını hissetti. Ürkerek başını kurtarmaya çalıştı fakat ip aman vermiyordu. Çaresiz hareketsiz durdu. El ılık ve yumuşaktı. Garip bir şeyler vardı bu çekingen dokunuşta. Gözlerini karşısındaki canlının gözlerine dikti. Sıcak ve iyi gelen bir şeyler yayıyordu etrafına. Rahatladığını hissetti. Güvende olduğunu… Küçük insan, bir yandan koyunun başını okşuyor, diğer yandan durmadan konuşuyordu. Koyun çocuğun ağzından dökülen seslere bir anlam vermeyi o kadar isterdi ki.

“Çok şanslı bir koyunsun sen. Yetişmeseydik şimdi kurdun midesindeydin. Ne kadar güzel gözlerin var senin böyle. Gördüğüm koyunların hepsinden farklı. Benim koyunumsun artık. Sana ben bakacağım. Burası yeni evin. Baba bak! Ayağa kalkmış.”

Birden ahıra girerek ağır ağır kendilerine doğru gelen iri bir insan göründü. Koyun, yalpalayarak gelen bu dev cüsse karşısında boynundaki ipe daha çok asılarak bir yerlere sığınmak istedi. Bu sırada küçük onu boynundan tutuyor sakinleşmesi için telkinlerde bulunuyordu:

“Pppışşşşş, dur! Babam o. Sana zarar vermez.”

Adam yanlarına gelince usulca koyunun üzerine eğildi. Eliyle biraz sertçe koyunun vücudunu gözden geçirdi. Herhangi bir sakatlığının olmadığına kanaat getirdikten sonra oğluna gülümseyerek yanağından makas aldı. Sonra hiç ses çıkarmadan ahırdan yine ağır ağır ve yalpalayarak ahırdan çıktı. Küçük, sürekli bir takım sesler çıkarıyordu:

“Şimdi gidip sana taze ot ve su getireceğim. Dinlenip kendine gelmen için bugün buradasın. Babam özellikle böyle istedi. O her zaman tüm canlıların iyiliğini ister. Birazdan okula gitmem gerek. Dönünce inekleri yaymaya götürmeliyim. Ancak akşama doğru görüşebileceğiz.”

Ahırdan çıktıktan kısa bir süre sonra bir elinde kova, diğer elinde ise bir deste yeşil otla ahıra döndü küçük olan. Koyun taze otun kokusuyla ağzının suyunun aktığını fark etti. Tahmin ettiğinden de açtı. Önüne konan kovadan kana kana su içtikten sonra taze otu iştahla yemeye başladı. Küçük, keyifle onu izliyordu. Koyun, bu bakışların onu ürkütmek yerine aksine huzur vermesi karşısında şaşırdı. Küçük tekrar koyunun başını okşayarak ahırdan çıktı. Koyun bu kez başına dokunmasından kaçmamıştı. Birden ağzındaki lokmayı dökecek kadar kendisini hayrette ve korkuda bırakan gerçeği fark etti. Onlar da kendisi gibi düşünebiliyordu. Kendisi de onlar gibiydi.

Devam edecek…

Son Yazılar

Yazmak, çizmek peşinde, yanmayı pişmeye tercih eden biri...