Evrim-9.Bölüm (Son Bölüm)

15 Nisan

31 Mart’ta gece yarısına denk gelen bir saatte kötü bir rüyayla uyandım. Bayan S yanımda sere serpe yatıyordu. Bir süre anlamsızca onu izleyerek rüyamı hatırlamaya çalıştım ama hatırlayamadım bir türlü. Yine de içinde bulunduğum korku ve tedirginlikten kötü bir rüya gördüğümü biliyordum. Kalkıp dışarıyı izledim bir süre. Gökyüzünde kızıl bir ay vardı. Sanki biraz dikkatli baksam üzerindeki kreterleri görecek gidiydim. Derken ayın önüne bir karaltı oluşmaya başladı. Karaltı yavaş yavaş ayı sarıyor, onu ince bir hilal haline getiyordu. Heyecanla bir ay tutulmasını izlediğimi farkettim. Bu muhteşem doğa olayına tesadüf etmiş olduğuma sevindim. Ay karanlıklara büründü bir süre sonra. Her şey bir değişim ve dönüşümün esiriydi. Gidip bir bardak su içtikten sonra tekrar yatağa girdiğimde yatağın boş olduğunu gördüm. Bayan S kalkmıştı. Tuvalete gitmiş olduğunu düşünerek bir süre bekledim fakat gelmeyince merakla yatağımdan kalktım. Tuvalette olmadığını görünce mutfağa gittim orda da yoktu. Birden laboratuvarda bir şey dikkatimi çekti. Makine uğultusu duyulmuyordu. Makine durmuştu. Kalbim güp güp atmaya başladı birden. Hızla laboratuvara gittim. R-Evolution durmuş kapısı açılmıştı. Ağlamaklı bir halde olanları anlamaya çalışırken arkamda bir ses duydum. Tedirgin bir halde kafamı çevirdiğimde onu gördüm. Carol karşımda duruyordu.

Burada bitirmek istiyorum anılarımı. Bu günlük için yazdığım son satırların korkunç günlerle devam etmesini istemiyorum. Bu hiç bir edebi değeri olmayan, zavallı bir bilim adamının gördüğü düşü anlattığı zırvaları saklamanın hiçbir anlamı yok. Ayrıntıları düşünecek bir durumda değilim artık. Her bir ayrıntı beynimi jilet gibi kesiyor. İnsanı şimdiki insan olarak hatırlamak istiyorum, ne daha ötesi ne daha öncesi. Yine de bir kurgu taşıdığına inandığım bu günlüklerimin bir açıklamayla son bulmasının daha doğru olacağına inanıyorum. Kimsenin okumayacağını (hatta kendimin bile) bilsem de bunu yapacağım. Biraz daha zırvaladıktan sonra bu kaldığım hastanede parça parça yırtıp klozete atacağım bu yazdıklarımı. Carol’u gördüm evet. Hiç kimsenin görmediği bir şeyi ilk ben gördüm. Bu bir ayrıcalık olabilirdi başka şartlarda fakat o an bu sadece dehşet içinde bıraktı beni. O artık insan değildi. Diğer tüm dönüştürdüğüm canlılara göre çok daha fazla değişmişti. İnsan zekasının potansiyeli onu bu değişim sürecinde de ileri taşımış ayrıcaklıklı kılmıştı. Ne yaptığımı biliyordu, kim olduğumu biliyordu. Bunu nasıl becerebiliyordu bilmiyorum ama o her şeyi biliyordu. Ama unuttuğu bir şey vardı, o da bu makinenin bir gün içindeki canlı tarafından açılırsa imha sürecini başlatacağıydı. Onu böyle kodlamıştım çünkü eğer bir şey bunu kırılabilecek zeka ve güce sahipse o tür tüm insalığı yok edebilirdi. Bayan S’yi kontrol edebilmiş ve makineyi durdurmayı başarmıştı. Benim beynim ise ona çıkış için yol gösteriyordu. Beynim tamamen kontrol altında olduğundan imha sürecini beş dakika içerisinde durduramadığım için o büyük patlama gerçekleşti. Bir bacağımı, sağ gözümü ve sol elimin parmaklarını kaybettim ve vücudum tanınmayacak yanık izleriyle doldu. Hastanede gözlerimi açtığımda ilk olarak patlamada üçüncü bir cesede veya yaralıya rastlayıp rastlamadıklarını sordum. Çok sayıda yanarak kömürleşmiş hayvan leşlerinden başka bir ceset olmadığını söylediler. Bunun nasıl olduğunu anlayamamıştım o an fakat şimdi, bu satırları yazarken zihnimde bir aydınlanma yaşıyorum. Bayan S. o gece aniden ortadan kaybolmuştu. Ondan başka hiç bir şey o kapağı açamazdı. Aslında Bayan S, Caroldu. Evet, bunun böyle olduğuna eminim. Bayan S, R-Evolution’daki Carol’un ta kendisiydi. Evrim makinedeki Carol’u öylesine geliştirmişti ki, zihninde zamanlar arası geçiş yapabilecek algoritmaları üretebilmiş ve iki yıl öncesine Bayan S olarak geri dönmüştü. Böylece bu döngüyü kontrol edebilecek ve değişimini başka şekilde kodlamak için R-Evolution’ı geliştirecek ve yine zamanına geri dönecekti. Bunun böyle olduğun dair elimde kesin bir kanıt yok kayıp cesetler dışında. Bayan S belki de dışarıya çıktı veya ben halisülasyon gördüm. Makine bazı teknik arızalardan dolayı patladı belki de. Ya da yaşadığım her şey bir sanrı, bir hayal. Ne Bayan S vardı hayatımda ne de Carol… Kim bilir belki de öyle olmasını istiyorum. Bundan sonra tek çabası soluk almak olan yarım bir adam olarak yaşayacağım. Sanırım ömür boyu hastanelerde yaşayacağım. Neden böyle olduğunu sorgulamayacağım. Olasılıklar içinde her zaman yok olmak da vardır. Tanrı olmak isteyen ama insanlığını da yitiren bir adamın hikayesi bu. Neyse… Elveda.

SON

Son Yazılar

Yazmak, çizmek peşinde, yanmayı pişmeye tercih eden biri...