Evrim-6.bölüm

20 Mart

Carol, gün boyu evde bir makinenin çalışma sesini duyduğunu söyledi durdu. Kandırdım mı bilemiyorum ama bu sesin kaynağının yeni model bir su pompasının motoru olduğuna ikna etmeye çalıştım onu. R-Evolution’ın biraz daha sessiz çalışmasını sağlayan önlemler almalıyım. Bunu ertelemeden yapmalıyım. Diğer yandan Carol’un rahatsız edici merakı artık sinirimi bozmaya başladı. Her şeyin sebebini öğrenmeden rahat edememe gibi bir sorunu var. Bir başka sorun da Bayan S… O da gün boyu kedisini görüp görmediğimi sordu durdu. Meğerse ne kadar bağlıymış o kızıl tüy yumağına. Biran ağzıma geldi ama gerçeği söyleyemedim. Belki makineden çıkınca eskisinden daha çok ilgisini çeker. Bu tamamen ahmak bir beynin ortaya atacağı bir varsayım ama elden ne gelir. İş işten geçti artık.

21 Mart

Bugün bir makalemle ilgili Kanada’da konferans vermem isteniyor. Çılgın bunlar! Ben makale yazmıyorum artık ve yazdığım makaleleri de zırva olarak görüyorum. Çünkü şuan uygulama ve gösterme boyutundayım. Bundan sonra hiç bir zihni ikna etme peşinde değilim, ki artık buna ihtiyacım da yok zaten. Beni ne zannediyorlar? Heyecanla yazdığım makaleyi oraya buraya peşkeş çekmek için didinen akademisyenlere mi benziyorum? CV’ime bakıp aldanıyorlar. O faniler için. Benim CV’im yarattığım türler olacak artık. Neler diyorum böyle? Gene tiranlaştım. Bu ego ne tehlikeli bir şey. Güç, hele de dönüştürme gücü, insanı kendinden uzaklaştırıp adeta ona tanrılaştığını hissettiriyor. Bu histen uzak durmalıyım.

22 Mart

Bayan S’ye kedinin nerede olduğunu söyledim. Başlarda oldukça üzüldü hatta bana küstü bir süre. Şimdi ise somurtarak da olsa benimle konuşuyor. Kediye zannettiğim kadar bağlı değil sanırım. Onu Carol daha çok ilgilendiriyor. Beraberce oturduğumuz zamanlarda sürekli Carol’u süzdüğünü görüyorum. Komik ingilizcesiyle onunla benden daha çok konuşmaya çalışıyor. Bu arada Bayan S’nin bana bakışları da garipleşti. Onu tanımasam tutkulu bir bakış diyeceğim buna ama ona konduramıyorum bir türlü. Bu arada giyimiyle, tavırlarıyla, konuşmasıyla ve makyajıyla oldukça kadınsı bir hale büründü. İlginç şeyler oluyor ya hayırlısı. Carol’a gelince itiraf edeyim ondan biraz sıkılmaya başladım. Çabuk bıkan insanlardan değilim ama onun sürekli kendini tekrar ettiğini hissediyorum. O da arzuları peşinde koşan her eğitimli insan gibi kültürlü, bilgili ve deneyimli gözükmesine rağmen sığlaşmış. Onunla yaşadığım maceranın sonuna geldiğimi hissediyorum. Bu yüzden artık ilk zamanlardaki kadar çok vakit geçirmiyoruz. Ben günün çoğunu laboratuvarda geçiriyorum. Bunun onu biraz düşündürdüğünün farkındayım ve sanırım o da gitme zamanının geldiğini hissediyor. Her gece yine birlikte uyuyoruz. Zannedersem en keyf aldığım zamanlar bunlar. Galiba ruhsal bir ihtiyaç değildi benimkisi. Bundan on sene kadar önce olsaydı bu söylediklerimden dolayı utanır kendimi aşağılar, hakaret ederdim ama ahlaki değerlerle çatışalı çok oldu. Bu beni daha güçlü fakat acımasız kılıyor, ki bu da kimilerine göre iyi bir insan yapmıyor beni. Kimin umurunda ki? Carol’un bunu anlayacak kadar zeki birisini olduğunu biliyorum. O anın keyfini çıkarmak peşinde. Yani daldan dala konan bir kanarya gibi. Bir dalda ürkütülürse başka bir dala uçup konabilir. Hayat ona bu savunma ve yaşama mekanizmasını fazlasıyla bahşetmiş. İkimizde bu hayat örgüsünde bir parantez açtığımızı biliyoruz. Yaptığım işe daha çok odaklanmalı ve başka hiç bir şeyle alakadar olmamalıyım artık. Bir teneffüs diyebilirim Carol’a. Şimdi daha istekli bir şekilde derse geçme zamanı. Kedi yarın çıkacak makineden. Bu gün tek düşüncem onun nasıl bir şeye dönüştüğü. Sürekli alternatifleri düşünerek çizimler yaptım. Bu küçük bahis oyunu beni baya eğlendirdi. Bayan S kahve getirdiğinde Carol’un sıkılmış bir şekilde köpekle vakit geçirdiğini ve sürekli beni sorduğunu söyledi. Sonra gereğinden fazla kulağıma eğilerek, “Burayı oldukça merak ediyor.” dedi. Nefesi ürpermeme sebep oldu. Biraz geriye çekilerek yüzüne baktım. Tam bir şey söyleyecekken döndü ve çıkıp gitti. Bu kadın gerçekten farklılaştı ya da ben bazı şeylerin yeni farkına varıyorum. Kadınların canı cehenneme! Yaptığım işin büyüklüğü içinde o kadar küçük bir ayrıntı ki bu. Denek sayısı sürekli artmalı. Ulaşabildiğim kadar canlıya ulaşmalı ve bu sürece dahil etmeliyim. Fakat… Neyse… Neyse… Bu düşünceyi kafamdan atmalıyım. Bunu yapabilecek cesaretim yok henüz! Ayrıca kendimden üstün bir canlı görmeyi kaldıramayabilirim.

24 Mart

Kediyi bu sabah yine kontrole gittim. Tahmin çizimlerimden birisi yeni kediye oldukça benzemiş. Bu tutmuş tahmin için kendimi tebrik ettim. Tabi diğer deneklerde gözlemlediğim ortak değişimleri dikkate almıştım bu tahminleri yaparken. Bu dönüşümlere bakarak gelecek dünyasıyla ilgili de tahminlerde bulunmak mümkün. Bu konuyla ilgili de çalışıyorum. Dokulardaki şeffaflaşmalar güneş ışığının azalacağını fakat bir şekilde dünyanın ısınmaya devam edeceğini gösteriyor. Yeni türlerin zekaları daha gelişmiş durumda ki, bu da dünyada iklimsel yaşam koşullarının zorlaşacağını gösteriyor. Kollar ve parmaklar oldukça belirgin adeta hepsi primata doğru bir dönüşüm yaşamış gibi. Bunlar sadece gözlemlenen değişimler. Bir de moleküler dönüşümler var. Orada işler daha karışık. H.G. Wells için geleceği tahmin etmek benim somut verilerime rağmen bundan daha kolaydı sanırım. Bayan S, pek istekli olmadığım halde kediyi görmek istedi. Aşağıya indikten sonra kediyi özel kafesinde görünce olduğu yerde durdu ve korkuyla gözlerini ayırdı. Kedi eski haline pek benzemiyordu. Yani Bayan S’nin ilk kez gördüğü bir türdü bu. Sonra kendini toplayarak cama eğilip incelemeye başladı. Kedi, milyonlarca yıl öncesine ait bir anı olan Bayan S’ye yabancı bakışlarla bakıyordu. Bayan S, gülümsemeye başladı birden. Camı okşuyor ve eskiden seslendiği gibi sesleniyordu ona. Bir süre bu şekilde kediyle ilgilendikten sonra bana döndü ve soluğu yüzüme değecek kadar yaklaşıp “Harika bir iş çıkarmışsınız yine Doktor M” dedi. Vücudu vücuduma değiyor, tüm çıkıntılarıyla üzerime abanıyordu sanki. O an neden bunu söylediğimi bilmiyorum ama alakasız bir şekilde “Carol bir kaç güne gidecek” dedim. Benden bunu duymuş olmak onu oldukça heyecanlandırmıştı. “İyi olur Doktor M. Biz bize yeteriz.” dedikten sonra gitti. Bu kez elimde olmadan arkasından bakakaldım. İtiraf etmek zor ama galiba Bayan S.’den etkileniyorum.

Son Yazılar

Yazmak, çizmek peşinde, yanmayı pişmeye tercih eden biri...