mutant-15.bölüm (Son)

Sahaf Erman, son eşyaları da küçük kamyonetten indirip, kamyoncuya parasını vererek gönderdi. Tüm eşyaları eve çabucak taşımışlardı. Ev birinci katta olunca ucuza da halletmişlerdi bu taşınma işini. Eve girince Rıza için düzenlediği odaya Rıza’nın gelen eşyalarını yerleştirmeye başladı. Rıza ise yeni odasındaki koltukta oturuyor, içindeki garip mutlulukla yeni başlayacak olan hayatının heyecanını duyuyordu. Erman Abi’nin ona bu teklifte bulunduğunda ne diyeceğini bilmemişti. Bir düzeni vardı ve bir başkasıyla hele de babası yaşında bir yetişkinle yaşamak nasıl olurdu bilmiyordu. Evet Erman Abi onu gerçekten de bir baba gibi seviyordu ama gerçek babası bile arkasına bakmadan onları yüzüstü bıraktığına göre aynı şeyin yaşanmayacağını kim garanti edebilirdi? Fakat o gecenin etkisinden tek başına sıyrılması zor olacaktı. Bu yüzden birisine sığınmak isteyen mahzun yüreği ona olumlu cevap vermesini söylemişti. O geceyi hatırlayınca içini tarifsiz bir hüzün kapladı.

D-102’inin yaşamak için aldığı ilaçlara bir kaç günde olsa ulaşamayınca, iç organları bunu kaldıramamış ve kollarında can vermişti. Ertesi gün Erman Abi’ye durumu anlatmış ondan eve gelmesini istemişti. Sahaf Erman yol boyunca anlattıklarına pek inanmamış fakat D-102’nin cansız bedeniyle karşılaşınca hayretle korku arasında gerçek olduğunu anlamıştı. O günün gecesi onu gizlice mezarlığa götürüp gömmüş, isimsiz ve adressiz bir mezar olarak terkederek geri dönmüşlerdi. Rıza’nın en çok gücüne giden ondan geriye bir ismin kalmamış olmasıydı. Eğer yaşamaya devam etseydi kesinlike ona bir isim vermeyi aklına koymuştu oysa. “İşte” diye mırıldandı Rıza, “insanın kaderinde ne yazılıysa onu yaşıyor, onu var eden kudret, sonunda yok da ediyor.” Derken öğle namazını kılmadığı hatırladı ve namaz kılmak için oturduğu yerden doğruldu.

Londrada Thames nehrinin üzerinden geçen Londra Köprüsü gecenin koynunda bir kolye gibi parlıyordu. Elindeki kadehi köprüye doğru tuttu. Kadeh biranda köprüyü küçük bir optik oyunuyla içine almıştı. Sonra kadehi dudaklarına götürerek küçük bir yudum aldı ve masaya bıraktı. Ardından bir sigara yaktı ve geriye yaslanarak tekrar manzarayı izlemeye devam etti. Nedense D-102 gelmişti aklına. Kim bilir şimdi neredeydi? Bunun üzerine kadehini tekrar kaldırıp mırıldandı:

  • Şerefine mutant!

Son Yazılar

Yazmak, çizmek peşinde, yanmayı pişmeye tercih eden biri...