Bilgi Kirliliği Kasırgası

 

Eylül ayının son haftası, Türkiye’nin Ege bölgesinde kasırga alarmı verilmişti. Her şey tamdı bir kasırgamız eksikti. Sosyal medya da isim heyecanı bile yaşandı. Onlar “Zorbas” dedi biz “Kırbaç” da karar kıldık. Bir anda ülkemizi “Kırbaç Kasırgası” endişesi sardı. Kriz masaları kuruldu. Belediye birimlerinden Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’na, İtfaiye Daire Başkanlığı’ndan Bahçeler Daire Başkanlığı’na kadar tüm merciler önlemlerini almıştı. Bu sefer en şiddetli felakete bile tam takır hazırdık.

Önce telaş sonra korku hâkim oldu bize. Fırtınanın olası rotası üzerinde bulunan yerleşim yerlerinde evini terk edenler bile oldu.  Başımıza çok kötü şeyler gelecekti anlaşılan. Bunca bilgili ve yetkili kişi yalan söyleyecek değildi ya…

Kasırgalar, başka iklim koşullarına benzemeyen fırtınalarda oluşurlar. Oluşması günler sürer. Binlerce kilometrekarelik alanı kaplarlar ve fark edilebilir bir yol izlerler. Kasırgalar, adeta rastgele bir şekilde saniyeler içinde ortaya çıkarlar. Onları iş başında yakalamak çoğu zaman şansa bağlıdır. Iowa Eyalet Üniversitesi’nden Bill Gallus şöyle diyor: “Şiddetli bir fırtına karaya çıkarsa, birkaç meteoroloji istasyonundan geçeceğinden emin olabiliriz. Çünkü çok büyüktürler ve onları anlamamıza yardım edecek bazı iyi veriler elde ederiz. Ancak tipik bir kasırganın çapı bir buçuk kilometreden küçüktür ve bir meteoroloji istasyonuna isabet etme şansı çok azdır. Eğer bir kasırga bir meteoroloji istasyonuna isabet ederse, rüzgâr çok şiddetli olduğundan istasyonu parçalar. İşte bu iki faktörü yüzünden kasırgayı, yakalanmamak için bütün numaraları bilen ve gece çalışan bir hırsıza benzetebiliriz.” Anlaşılan bu kasırga, bize de kötü bir şaka yapmıştı.

Bilimsel olarak gelen havanın adına  “Medicane” dendi. Medicane, Akdeniz’in batı dillerindeki adı olan “Mediterranean” ile kasırganın İngilizcesi “hurricane” sözcüklerinin birleşiminden oluşan bir kelime. “Akdenizin Kasırgası” anlamına geliyor. İngilizcedeki “hurricane”, İspanyolca “huracan” sözcüğünden geçmiş. İspanyolların okyanuslara açılmaları 16. yüzyıla denk geldiğine göre kullanmaya başlamaları da bu zaman dilimine denk geliyor. Anlaşılan o ki, İspanyollar, bu kelimeyi uzak diyarlardan dillerine uyarlamışlar, oradan da başka dillere geçip durmuş. Bizdeki “Kasırga” kelimesinin tarihte geçtiği ve kullanıldığı yazılı ilk kaynak ise “Dîvânu Lugâti’t-Türk”. Oradaki kullanılan ifade ise “Kasırku”. Eski Türkçede kas- “titretmek, sallamak” fiilinden +IrgA sonekiyle türetilmiştir. 1074 yılında yani 11. Yüzyılda tamamlanan Dîvânu Lugâti’t-Türk’e göre biz bu kavramla, Batı’dan daha önce tanışmış ve adını koymuşuz. Bu da bizleri bu konuda, daha tecrübeli, bilgi ve birikime sahip olmaya zorunlu kılıyor.

Hafif olan sıcak hava yükselmek ister, ağır olan soğuk hava ise alçalmak. İki hava kütlesi karşılaştıklarında dönmeye başlarlar. Dönüşle beraber normal fırtınalara kıyasla çapları 32.19 kilometreye ulaşabilir ve yükseklikleri Everest Dağı’nın iki katı kadar olabilir. Fakat bizim iklimimizde bunların oluşmasına imkan yok. 2017 yılının Kasım ayında, İtalya ve Yunanistan’da aynı “Medicane” fırtınası etkili oldu. Hatta ölen ve yaralananlar da vardı. Onlarda olmayan şey bilgi kirliliğiydi. Haber kanalları ve internetteki çeşitli kaynaklar, yaklaşan bu fırtınaya “tropik fırtına” dediler. Oysa Akdeniz’de tropik fırtına olmaz, olamaz. Çünkü Akdeniz, tropikal bir bölge değildir. Yani her şeyden önce fırtınanın adını söylerken “hatalı alıntı” yapılmış. Tropik değil tropik benzeri olmalıydı. Yaşadığımız çağda, bu karşılaştığımız ne ilk bilgi dezenformasyonu olacak, ne de son. Herkesin takip ettiği kurum ve kuruluşlar, böyle hatalı bir bilgiyi, nasıl olur da kamuoyuyla paylaşırlar? Akıl alır gibi değil.

Son olarak değinilmesi gereken bir diğer konu da, bizde gerçekleşmesi imkânsız olan, farz edelim ki gerçekleşti, ne diye bu kadar abartıldığı, halkın neden bu kadar korkutulduğu konusu? Önlem almak mutlaka gerekli. Elbette “Merak etmeyin, hiçbir şey olmaz. Önlem almanıza gerek yok” ya da “İlahi takdir, yapacak bir şey yok” denemez, denmemeli! Unutulmamalıdır ki insan akıl, irade sahibidir ve davranışlarından sorumludur. Aklı sayesinde doğruyu ile yanlışı, hak ile batıl arasındaki ayrımı fark edebilir. Bizi diğer canlılardan ayıran özellik de budur. Bu yüzden biz her türlü önlemi almalı, çaba sarf etmeli, yapabildiklerimizden sonrasını ise ilahi takdire bırakmalıyız. Yani tevekkül inancıyla hareket etmeliyiz. Ama insanları aşırı derecede korkutmak, evlerini terk etmelerine varıncaya kadar panikletmek hiç doğru değil. Akıllara, “Bu kadar bilgili kurum ve kişiler halkı korkutmak için çaba sarf etmeleri bir reyting kaygısı mı acaba?” sorusu gelmiyor değil. Bu nedenle olası bir fırtınada insanlara, “Mecbur kalmadıkça evlerinizden çıkmayın” demenin hiçbir yanlış tarafı yok. Ama aynı şekilde, örneğin, aşırı yağışlara karşı dere yataklarına bina yapılmasına izin vermenin, yapılmış binalara göz yummanın da doğru veya açıklanabilir bir tarafı yok…

Doğru bilgi ve bilimsel kaynaklara ulaşmanın yollarını irdelemeliyiz. Sahip olduğumuz birikimlerin farkına varmalı, sorumluluk sahibi olduğumuzu unutmamalı, popülist yaklaşımlardan uzak durmayı öğrenmeliyiz en başta.

Sağlıcakla kalın…

 

Âlem içinde senin irfana meylin vâr ise

Gitme yabana eğer kendine aklın yâr ise

Necâtî Bey

Son Yazılar

Metin Mamati Yazar:

17 Aralık 1997 yılında Moldova'nın başkenti Kişinev'de doğdu. İlköğrenimini İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan Cezayirli Gazi Hasan Paşa İlkokulu'nda, lise öğrenimini ise yine aynı ilçede bulunan Galata Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde Bilişim Teknolojileri alanı "Web Tasarım" bölümünden birincilikle mezun olarak tamamladı. Bugün eğitim-öğretim hayatına, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünde devam etmektedir.