Bir Sorunsal: Hayatta Kalmak

Şu sıralar bir hayli hareketli bir gündem yaşıyoruz. 15 Temmuz menfur darbe girişiminden sonra toplum olarak büyük oranda ılımlı bir hava yakaladık. Bu süreç aynı zamanda son günlerde iyice artan kutuplaşmaları da aza indirdi. Büyük bir sınav veriyoruz fakat asıl sınav selamete erince tavrımızı nasıl sürdüreceğimiz hususunda olacak.

Dikkatlice bir bakıldığında, hepimiz günün sonunda hayatta kalmayı başarmış olarak koyuyoruz başımızı yastığa. Gün boyu yaptığımız bütün aktivitelerin özünde yer alan kaygımız da bu zira.

Bu taşıdığımızın Savana’daki bir antiloptan çok da farklı bir gaye olduğu iddia edilemez.

Yaşamaktan zevk alma noktasında ekseriyetle beceriksiziz. Oysa insanları hayatta tutan muhayyilesi ve gayeleridir, biyolojik gereksinimleri değil.

Toplumsal olarak bu karanlık ve elim günlerden arınacağımıza dair kuvvetli de bir inancımız var. Bu çok mühim! Umut, insan hayatında son derece elzem bir frenleme mekanizmasıdır. Dün, yarın ölsem umurumda değil demiştir de, bugün intihar etmeyi düşünmemiştir kimse. Çünkü umut frenler.

Yaşanmamış her gün yaşanmaya layıktır. Zaten yaşamak doğmanın cezası, ölmek yaşamanın ödülüdür. Zor günler gelip kalıcı da olabilir. Bu mümkündür. Ancak inanç noktasında toplum olarak çok iyi bir ders verdiğimizi düşünüyorum eylemlerimizle.

Hayattayız.

Sevdiğimiz ve asla vazgeçemeyeceğimiz şey(ler) için çarpışıyoruz.

Aceleye gerek yok. Nasıl olsa toprağın eskatolojisi, topraktan olanın ontolojisini mağlup edecektir.

Öte yandan mevcudiyetimiz zor zamanlarım meşum hissiyatlarıyla da çevrili. Sokaklarda yaptığımız kutlamaların yorgunluğu, zihinlerimize karanlık odalarında ek mesailer yaptırıyor. Kıyamet senaryoları fink atıyor. Bir filozof ciddiyetiyle döşüyoruz soruları:

Nasıl olacak? Ne zaman olacak? Gerçekten olacak mı?

Hayat bir mücadeledir.

Hayat, Thomson’ın üzümlü kek modeline benzer. Hüzünlü ve neşeli günler homojen dağılmamıştır.

Ve hayatta kalmanın bir adım ötesine geçip yaşayabilmenin sırrı da umut, hayal gücü, gayret etme gibi mücadele silahlarını etkin bir biçimde kullanabilmektir. Bunu da en iyi kriz zamanlarında bizim gibi bir milletten öğrenebiliriz.

Melankolik bir mücadelenin sonunda bugün de hayatta kaldık velhasıl.

Yarın kahkahalar atarak ölebilir miyiz?

Tekrar Deneyiniz. 

Son Yazılar