Tıpta Çok Önemli Türkiye Rüzgarı

Teknolojinin gelişimi gün geçtikçe hızlanıyor. Diğer alanlarda olduğu gibi tıp alanında da teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla faydalanmaya başladık. Örneğin otizmli çocukların hayatlarını kolaylaştırmak için giyilebilir nöro-yardımcı cihazlar ve yazılımların, duyma engelli insanlarımız için çok ileri düzey kusursuz duymayı sağlayacak kulak implantların geliştirilmesi, akıllı protezlerin tasarlanması, felç ve kalp krizi gibi ani gelişen sağlık sorunlarını önceden tespit edebilen cihazlar vb.

Bu çerçevede Intuitive firmasının geliştirdiği Da Vinci Robotu da tıp alanındaki en önemli teknolojik gelişmelerden birisi. “Robot yardımlı ameliyat” olarak tanımlanan bu cihaz sayesinde doktorlar, ameliyatları hiç el değmeden, milimetrik ve hassas bir şekilde gerçekleştirebiliyorlar. Teknolojiyi üretmek konusunda yetersiz olsak da bu teknolojiyi kullanabilecek donanımlı doktorlarımızın sayısı çok fazla. İşte bu noktada doktorlarımız, dünyanın ilk robotik teknolojisi ile yapılan beyin cerrahı ameliyatıyla isimlerini, dünya tıp tarihine altın harflerle yazdırdılar.

Ameliyat, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümünde, özel dizayn edilmiş İbn-i Sina Hastanesi ameliyathanesinde, Uzman Doktor Ümit Eroğlu tarafından gerçekleştirildi. Ameliyata, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Çağlar, Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Çağlar Uğur ve Kulak, Burun Boğaz Anabilim Dalından Prof. Dr. Cem Meço katkı verdi.

Dünyada ilk ve tek robotik cerrahi ile kafa tabanı tümör ameliyatı olmasıyla beraber, 50 yaşındaki kadın hasta sadece 2 gün sonra hastaneden taburcu edildi. Hastanın, aşırı dikkat, bilgi ve tecrübe gerektiren, tehlike ve riskler içeren bir beyin ameliyatının tamamlanmasından sadece 2 gün sonra gibi bir süre içerisinde taburcu olunması da ayrıca hayrete düşürüyor.  Bu da bizlere “mikrocerrahi” alanının hem hastalar hem de doktorlar için ne kadar önemli olduğunu, ameliyatı kolaylaştırdığını, iyileşme sürecini de bir o kadar hızlandırdığını bir kere daha vurgulamış oldu.

Dünyada ilk olarak gerçekleştirilen bu ameliyat, tıp ve teknoloji alanının eşdeğer bir şekilde ilerlemesi için de çok önemli bir adım olacak. Ayrıca bilim ve teknoloji dünyasının yakından dikkatini çeken bu ameliyatın, ülkemizde ve ülkemizin doktorları tarafından yapılması da bizleri ayrıca gururlandırdı, göğsümüzü kabarttı.

Sizler de biliyorsunuz ki bu gelişmeden önce 2012 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ömer Özkan’ın önderliğinde Türkiye’nin ilk tam yüz nakli, ilk çift kol nakli ve dünyada kadavradan ilk rahim nakli gerçekleştirilmişti. 6 yıl gibi kısa bir süre sonra tamamen robotların yardımıyla bir beyin ameliyatının gerçekleştirilmesi, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği bağlamında da bizleri ayrıca düşündürüyor. Teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi bizleri çok mu iyi etkiler yoksa insanlık için çok büyük bir tehlike mi oluşturur? Bunun yorumunu da sizlere bırakıyorum…

Son olarak şu konuya değinmek istiyorum. Ülkemizde özellikle tıp alanında sayısız başarılı profesörler ve uzman doktorların olduğu ve yetiştiği şüphesiz. Bu isimlerin kendilerini kanıtlamış oldukları, dünya tarafından kabul edilen, saygı gören ve takdir toplayan isimler oldukları da herkes tarafından biliniyor. Fakat bu teknolojiyi üretmede ki eksiklerimizi ve yetersizliklerimizi de göz önüne almamız gerekiyor. Bu robot, neden Avrupa’da kitapları 600 sene okutulan “İbn-i Sina”, ilk Türkçe cerrahi eserin sahibi olan “Sabuncuoğlu Şerefeddin” veya otomatikleşmenin ilk adımını atan, dünyanın ilk basit robotunu yapıp çalıştırdığı kabul edilen “Cezeri”nin ismini almasın?

2013 yılında hastanelerimiz bu robotu alabilmek için yaklaşık olarak 3 milyon doları bütçelerinden feda ettiler. Yine aynı yılda sayısı bin 800’ü geçen ameliyatlar “Da Vinci Robotu” eşliğinde gerçekleştirildi. Bu nedenle özellikle tıp alanında kendi robotlarımızı üretmemiz bir ihtiyaç haline geldi. Yerli üretim olacağı için hem tıp alanına daha az bütçe ayırmış olacağız hem de ürünün ihracatını yapıp ekonomi ve teknolojimizi geliştirme imkanı bulacağız. Kendi projemizi üretemesek bile “Da Vinci Robotu”nun parçalarını üretme konusunda Türkiye olarak talip olmalıyız. Bunu gerçekleştirebilmek için yeteri kadar üretim imkanına da sahip olduğumuzu düşünüyorum.

Bu ameliyatı gerçekleştiren doktorlarımıza tekrardan teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

Son Yazılar

Metin Mamati Yazar:

17 Aralık 1997 yılında Moldova'nın başkenti Kişinev'de doğdu. İlköğrenimini İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan Cezayirli Gazi Hasan Paşa İlkokulu'nda, lise öğrenimini ise yine aynı ilçede bulunan Galata Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde Bilişim Teknolojileri alanı "Web Tasarım" bölümünden birincilikle mezun olarak tamamladı. Bugün eğitim-öğretim hayatına, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünde devam etmektedir.